2020’NİN EN İYİ 50 FİLMİ

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


1.
PARIS, TEXAS
1984 Batı Almanya-Fransa-İngiltere, 145 dk.
Yönetmen: Wim Wenders

2.
STRAIGHT’İN HİKAYESİ (The Straight Story)
1999 Fransa-İngiltere-ABD, 112 dk.
Yönetmen: David Lynch

3.
BOYALI KUŞ (The Painted Bird)
2019 Çek Cumhuriyeti-Slovakya-Ukrayna, 169 dk.
Yönetmen: Václav Marhoul

4.
YENİ BAŞTAN (La Belle Époque / Belle Epoque)
2019 Fransa-Belçika, 115 dk.
Yönetmen: Nicolas Bedos

5.
SİLGİ KAFA (Eraserhead)
1977 ABD, 89 dk.
Yönetmen: David Lynch

6.
BEDENİMİ KAYBETTİM
(J’Ai Perdu Mon Corps / I Lost My Body)

2019 Fransa, 81 dk.
Yönetmen: Jérémy Clapin

7.
BACURAU
2019 Brezilya-Fransa, 131 dk.
Yönetmenler: Kleber Mendonça Filho & Juliano Dornelles

8.
SUBAY VE CASUS (J’Accuse / An Officer and a Spy)
2019 Fransa-İtalya, 132 dk.
Yönetmen: Roman Polanski

9.
KARANLIK SULAR (Dark Waters)
2019 ABD, 126 dk.
Yönetmen: Todd Haynes

10.
SEFİLLER (Les Misérables)
2019 Fransa, 104 dk.
Yönetmen: Ladj Ly

11.
KÜÇÜK KADINLAR (Little Women)
2019 ABD, 135 dk.
Yönetmen: Greta Gerwig

12.
ŞEKER ÇOCUK (Honey Boy)
2019 ABD, 94 dk.
Yönetmen: Alma Har’el

13.
BAL ÜLKESİ (Honeyland)
2019 Kuzey Makedonya, 89 dk.
Yönetmen: Tamara Kotevska & Ljubomir Stefanov

14.
RESMİ SIRLAR (Official Secrets)
2019 İngiltere-ABD-İsviçre-Çin, 112 dk.
Yönetmen: Gavin Hood

15.
İLK AŞK (Hatsukoi / First Love)
2019 Japonya-İngiltere, 108 dk.
Yönetmen: Takashi Miike

16.
KELLY ÇETESİ’NİN GERÇEK HİKAYESİ
(True History of the Kelly Gang)

2019 Avustralya-İngiltere-Fransa, 124 dk.
Yönetmen: Justin Kurzel

17.
GÖRÜNMEZ ADAM (The Invisible Man)
2020 Kanada-Avustralya-ABD, 124 dk.
Yönetmen: Leigh Whannell

18.
ANNELERİMİZ (Nuestras Madres / Our Mothers)
2019 Guatemala-Belçika-Fransa, 78 dk.
Yönetmen: Cesar Diaz

19.
BARBARLARI BEKLERKEN (Waiting for the Barbarians)
2019 İtalya-ABD, 112 dk.
Yönetmen: Ciro Guerra

20.
DAVID COPPERFIELD’IN ÇOK KİŞİSEL HİKAYESİ
(The Personal History of David Copperfield)

2019 İngiltere-ABD, 119 dk.
Yönetmen: Armando Iannucci

21.
SONSUZLUK ÜZERİNE
(Om Det Oändliga / About Endlessness)

2019 İsveç-Almanya-Norveç-Fransa, 78 dk.
Yönetmen: Roy Andersson

22.
BIÇAKLAR ÇEKİLDİ (Knives Out)
2019 ABD, 130 dk.
Yönetmen: Rian Johnson

23.
JUDY
2019 İngiltere-Fransa-ABD, 118 dk.
Yönetmen: Rupert Goold

24.
ELVEDA (The Farewell)
2019 ABD-Çin, 100 dk.
Yönetmen: Lulu Wang

25.
MÜRİT (The Lodge)
2019 İngiltere-ABD-Kanada, 108 dk.
Yönetmenler: Veronika Franz & Severin Fiala

26.
KUZULAR FİRARDA: UZAY PARKI
(A Shaun the Sheep Movie: Farmageddon)

2019 İngiltere-Fransa-Belçika-ABD-Çin, 86 dk.
Yönetmenler: Richard Phelan & Will Becher

27.
HADİ GİDELİM (Onward)
2020 ABD, 102 dk.
Yönetmen: Dan Scanlon

28.
YARIMADA (Train to Busan 2 / Peninsula)
2020 Güney Kore, 116 dk.
Yönetmen: Yeon Sang-Ho

29.
TAVŞAN JOJO (Jojo Rabbit)
2019 Yeni Zelanda-Çek Cumhuriyeti-ABD, 108 dk.
Yönetmen: Taika Waititi

30.
85 YAZI (Été 85 / Summer of 85)
2020 Fransa-Belçika, 90 dk.
Yönetmen: François Ozon

31.
THE GENTLEMEN
2019 İngiltere-ABD, 113 dk.
Yönetmen: Guy Ritchie

32.
BAY LINK: KAYIP EFSANE (Missing Link)
2019 Kanada-ABD, 93 dk.
Yönetmen: Chris Butler

33.
YARIN YOKMUŞ GİBİ (Palm Springs)
2020 ABD-Hong Kong, 90 dk.
Yönetmen: Max Barbakow

34.
YIRTICI KUŞLAR (VE MUHTEŞEM HARLEY QUINN)
(Birds of Prey: And the Fantabulous Emancipation of One Harley Quinn)

2020 ABD, 109 dk.
Yönetmen: Cathy Yan

35.
MATTHIAS VE MAXIME
(Matthias et Maxime / Matthias and Maxime)

2019 Kanada-Fransa, 119 dk.
Yönetmen: Xavier Dolan

36.
SEBERG
2019 İngiltere-ABD, 102 dk.
Yönetmen: Benedict Andrews

37.
BURASI CENNET OLMALI (It Must Be Heaven)
2019 Fransa-Katar-Almanya-Kanada-Türkiye-Filistin, 102 dk.
Yönetmen: Elia Suleiman

38.
RADYOAKTİF (Radioactive)
2019 İngiltere-Fransa-ABD-Çin-Macaristan, 109 dk.
Yönetmen: Marjane Satrapi

39.
VAHŞETİN ÇAĞRISI (The Call of the Wild)
2020 Kanada-ABD, 100 dk.
Yönetmen: Chris Sanders

40.
MULAN
2020 ABD-Kanada-Hong Kong, 115 dk.
Yönetmen: Niki Caro

41.
TEK BAŞINA (Alone)
2020 ABD, 98 dk.
Yönetmen: John Hyams

42.
SIRA DIŞI (Freaky)
2020 ABD, 102 dk.
Yönetmen: Christopher Landon

43.
GİTMESİNE İZİN VER (Let Him Go)
2020 ABD, 113 dk.
Yönetmen: Thomas Bezucha

44.
TENET
2020 İngiltere-ABD, 150 dk.
Yönetmen: Christopher Nolan

45.
HAYALLERİN PEŞİNDE (The Peanut Butter Falcon)
2019 ABD, 97 dk.
Yönetmenler: Tyler Nilson & Michael Schwartz

46.
NUH TEPESİ (Noah Land)
2019 Türkiye-Almanya-ABD, 109 dk.
Yönetmen: Cenk Ertürk

47.
DENGESİZ (Unhinged)
2020 ABD, 90 dk.
Yönetmen: Derrick Borte

48.
ISLIKÇILAR (La Gomera / The Whistlers)
2019 Romanya-Fransa-Almanya, 97 dk.
Yönetmen: Corneliu Porumboiu

49.
JEXI
2019 ABD-Kanada, 84 dk.
Yönetmenler: Jon Lucas & Scott Moore

50.
DAVETSİZ (The Wretched)
2019 ABD, 95 dk.
Yönetmenler: The Pierce Brothers


Mark Ruffalo (Karanlık Sular)

KIYAMET

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,

GECENİN ilerleyen saatleriydi… Kanepeye uzanmış, çekirdeğimi yanıma almış, sevdiceğim filmlerden birini izlemeye hazırlanıyordum. Hangisi mi? Merakta bırakmayayım sizi, Sidney Lumet’den “Köpeklerin Günü” (Dog Day Afternoon). Hani şu Al Pacino’nun ‘aşkı için banka soyduğu’ şaheser. Epeydir de izlememiştim filmi, yeniden tozunu almak iyi gelecekti, hem ona hem de bana. Keyfim yerindeydi anlayacağınız.
Film başladığında keyfim katlanmıştı, Elton John’dan “Amoreena” eşliğinde dalıp gitmiştim bir kez daha “Köpeklerin Günü”ne. Alttakilerle üsttekilerin tezatını keskin anlarla veren açılıştaki kent manzaraları, iki saat boyunca göreceklerime de enfes bir giriş yapıyordu. Ya da ben öyle sanıyordum!
Henüz açılış görüntülerinin heyecanını yaşamakla meşguldüm ki, aniden donup kaldım. Coşkun bir nehir misali akmaya hazırlanan, sinema sanatına duyduğum sevdayı bir kez daha belgelemeyi uman ben, ciddi ve düşünceli bir tavra bürünmüştüm. Okumaya devam et

TEPENİN ARDI

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

KABURGALARIM çatlamış veya kırılmıştı, ya da ben öyle sanıyordum. Sağ ayak bileğim de burkulmuştu, ama o bölgede hafif bir sızı dışında kırık çıkık yoktu. Yürüyebilirdim. Dönüş yolu uzundu ve yalnızdım. Nicolas Roeg şaheseri “Sonsuz Çöl”deki (Walkabout) gibi yanımda kardeşim de yoktu, yapayalnızdım. Ve fakat adam genç ve ateşliydi, koymazdı o yol! Tabiatı ‘keşif’ turuna tek başıma çıktıysam, bunun sonuçlarına da katlanmak zorundaydım.
Dere tepe yürürken, arada tırmanmam da gerekiyordu. Ve bu tırmanışlardan birinde ayağım kayınca yuvarlanıvermiştim bir 10-15 metre kadar. İşin kötüsü, bu halde yeniden tırmanmam gerekecekti o tepeye. Tepenin ardında ne göreceğim zerre kadar ilgilendirmiyordu artık beni, acıya teslim olmuştum. Sıkıp yok edilebilecek bir acı da değildi ki bu, neremi tutacağımı dahi bilemiyordum. Sen misin saçma sapan yerlere girip çıkan, olacağı buydu işte!
Ağustos güneşinden olabildiğince kaçabilmek için öğleden sonra çıkmıştım yürüyüşe. Ve hava yavaş yavaş kararıyordu, hızlanmalıydım. Bu halde mi?
‘Keşif’ turu dedim ya, biraz rotayı da harmanlamıştım doğrusu. Hava kararırsa dönüş yolunu bulmam zor olurdu. Acıyı bal eyleyip tırmanışa geçmeliydim artık. Kafa sesi gevezeliğini kısa kessem iyi olacak! Okumaya devam et

ŞAHANE HAYAT

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,

BEBEK Parkı’nda bir bankta ayıldım… Nisan sabahı, buz efektiyle ayıltmıştı beni. Oraya nasıl geldiğim, o banka nasıl kendimi attığım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Şarapla yıkanmış gibiydim, leş gibi kokuyordum. Belli ki bir yerlerde yemiş içmiş, dağıtmıştım. Ama nerede, kimlerle, nasıl, hatırlamıyordum.
Telaşla elimi cebime attım, cüzdanım da yoktu. Gece bir yerlerde düşürmüş olmalıydım, ya da bankta ölü gibi yatarken biri gelip söğüşlemişti beni. Bildiğim bütün küfürleri sıralarken, bir yandan da baş ağrısının sağ kanattan gelen hücumlarını bertaraf etmeye çalışıyordum. Beynime çivi çakılıyordu sanki!
İki işçi beliriverdi uzaktan. Parkı temizleyip sulamak için gelmişlerdi. İçlerinden biri beni görüp, tek kelime etmeden bir el hareketi yaptı, kışkışlar gibi. “Sizle mi uğraşacağım” deyip, ardına da tumturaklı bir küfür sallayıp kalktım banktan. Arkama bile bakmadan uzaklaşırken, aynı küfür misliyle takip ediyordu beni. Lügatları benden kuvvetliydi!
Neyse ki peşimden gelmediler; bir de dayak yiyemezdim bu halde… Parktan çıktığımda güneş azıcık da olsa ısıtmıştı içimi. Ayılmanın ötesine geçmiştim, cin gibiydim. Bir de şu baş ağrısı olmasaydı! Okumaya devam et

VAHŞİ KOŞU

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

MİDEMİN paramparça olduğunu hissettiren o meşum ağrıyla uyandım bu sabah da… Birkaç aydır bedenimle birlikte ruhumu da teslim almıştı bu ağrı. Çevremdeki herkesi canından bezdiren melun bir adama dönüşmüştüm. ‘İyi insanlık’ motivasyonum neredeyse sıfırlanmıştı. Herkese ve her şeye kuşkuyla yaklaşıp paranoyaklaşmam da cabası. Kurtulmak istiyor muydum bu ruh halinden, o da kuşkuluydu. ‘Kötülük’ün kıskacında debelenmek çekici geliyordu sanki.
Yataktan kalkıp salona doğru seyirttiğimde, içimde kalan son insanlık kırıntılarıyla tek gözlü kedim Yimou’yu (evet, Zhang Yimou!) kucağıma aldım. Onu sevip okşamak, mırıltısını hissetmek, kısa bir süreliğine de olsa iyi geldi. Ama ağrıdan tümden kurtulmak gibi bir şey söz konusu değildi belli ki, yakıp kavuruyordu bütün bedenimi. ‘Dünyanın bütün sabahları’ böyle olamazdı, olmamalıydı!
Yimou’nun mamasıydı, kumuydu derken evden çıkış saatim gelmişti. Daha fazla oyalanmanın anlamı yoktu, çıktım…
(Şimdilik seni serüvene ortak edemedim sevgili okur, kusuruma bakma! Belki ileride…) Okumaya devam et

CİNNET

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , ,

KIŞ 1987… Şubat… Soğuklar arasından en soğuğunu seç tadında bir hava… O sıralar yanında kaldığım ağabeyimin Şirinevler’deki evinden çıkıp yola koyulduğumda akşam üstü saatleriydi. Hedefse Anadolu yakası, tam olarak Çiftehavuzlar. Yol uzun, meşakkatli ve hırpalayıcı. Üşenmedim değil, ama söz vermiş bulundum, geleceğim diye. Söz verdiğim yerlere gitmediğim olmuyor muydu, tabii ki oluyordu ama buna ben de gitmek istiyordum belli ki. “Gitmesem bu satırları karalamam da mümkün olmayacaktı” diyerek rahatlatayım kendimi. Ezcümle, iyi ki gitmişim!
Nereye gideceğimi söyledim de, ne için yola koyulacağımı söylemedim. Onu da vakit kaybetmeden arz edeyim efendim. Bir arkadaşımın doğum günü partisine -mümkünse- ışınlanmaktı hedefim. Yanlış anlamayın, ‘partilerde kız tavlama sanatı’nı icra etmek gibi bir amacım yoktu. Sevdiğim, yanında olmaktan keyif aldığım arkadaşımı kıramamış, geleceğim diye söz vermiştim.
Yol serüvenimle kafanızı ütülemeyeyim; bildiğiniz, hepinizin İstanbul trafiğinde neredeyse her gün yaşadığınız bir toplu taşıma çılgınlığı işte! Minibüs, otobüs, vapur ve dolmuştan mürekkep bir ‘kare as’ seyahati. Belki başka bir hikayede bu seyahatin de içinde kayboluruz, kim bilir! Okumaya devam et

BİSİKLET HIRSIZLARI

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

ANNEM cicilerimi giydirdiğine göre vardı bunda bir iş; nereye gidecektik acaba? İnşallah akraba, konu komşuya falan götürmez beni! Hele ki birlikte oynayabileceğim çocuk yoksa sıkıntıdan patlıyorum o gezmelerde. Neyse, enseyi karartmayalım, bekleyelim görelim…
“Hadi bakalım, çıkıyoruz, sana bir sürprizim var” dedi annem. İlginç, bir sürpriz! Annemden pek de beklenmeyecek bir hareketti bu. ‘Sürprizli’ bir kadın değildi annem. Yapacağını hemen yapar, söyleyeceğini pat diye söylerdi. ‘İçi dışı bir’ derler ya, işte tam da öyle bir kadındı. Huzur içinde uyusun!
Kapıdan çıkmadan baklayı ağzından kaçırır diye düşünmüştüm, ama annemde tık yoktu. Kaptığı gibi beni attı kendini sokağa, tek kelime etmeden. Sokaktan çıkıp Eski Reci Caddesi kaldırımlarında yürümeye başladık. Ama çarşıya doğru gitmiyorduk, istikamet tersti biraz. Meraklanmak hakkımdı, meraklandım, hem de çok!
Ara sokaklardan Çark Caddesi’ne çıktığımızda kafamdaki soru işaretleri iyice artmıştı. Evden ayrıldığımızdan bu yana hiçbir soruma cevap da vermemişti. Nereye götürüyordu annem beni?
Caddedeki dükkanlara bakmak daha ilginç gelmiş olacak ki, bir noktadan sonra sormayı da bırakmıştım. Annemin elini sıkı sıkıya tutmuş yürüyor, ‘o anlar’ın keyfini çıkarıyordum. Okumaya devam et

ARA

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,

İLKOKUL dört ya da beşteydim, yani 10-11 yaşlarında. Çocukluk çağım tüm hızıyla, olanca görkemiyle devam ediyordu. Arkadaşlarımla birlikte, Adapazarı’nın çıkmaz sokaklarından birinde oturuyor olmanın avantajlarını allahın her günü kullanıyorduk. Toprak zeminli sokağın araç girişine kapalı, ‘Ara’ dediğimiz bir bölümünü, saatlerce uğraşarak şehrin caddeleri haline getirip telli arabalarımızla turlamak en büyük eğlencemizdi. Bilirsiniz işte, plastik bir arabaya tel geçirip sokakları arşınladığınız türden! İleride arar mıydım bu yılları? Muhtemelen… Kim aramazdı ki? Kim aramadı ki?
O gün de hedefimiz aynıydı: ‘Ara’da telli araba eğlencesi. Vakit kaybetmeden benle aynı yaşlardaki arkadaşlarımla işe giriştik. ‘Ara’yı toz toprak içinde ince ince çalışıp yollarla donatmaya başladık. En güzeli bu oluyordu sanki!
Sokakta yaşıtlarım olmasına ve onlarla birçok ‘çocukça’ oyunu paylaşmama rağmen, en yakın arkadaşlarım benden birkaç yaş büyüktü: Üst katımızda oturan ev sahibimiz Faik Amca’nın ‘fırlama’ oğulları Atilla ve Sadık, bir de mahallenin muhtarı Yaşar Amca’nın ‘uslu’ oğlu Coşkun. Onlar ortaokulda olduğu için telli araba işine pek girmiyorlardı tabii. Kanları bizden farklı kaynıyordu! Okumaya devam et

KARANLIKLAR PRENSİ

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

KARANLIKTI… Haliyle… Sinemadaydım çünkü… Ama bugünkü karanlıkta başka bir şey vardı sanki. John Carpenter’ın “Sis”indeki (The Fog) denizciler çıkıp gelecek gibiydi. Böyle düşününce biraz da irkilticiydi tabii. Ve çoğu zaman olduğu gibi, üç beş kişiydik salonda. Film başlamamıştı henüz. Diğerlerine bakmayı denedim, yaşadığım tedirginliği onlar da hissediyor mu, görmek istedim. İfadelerini seçmek imkansızdı o karanlıkta.
Filmin başlaması geciktikçe, ruhumu teslim alan karanlığın hakimiyeti artıyordu. Bir şeyler olacaktı, ama ne olacağını tahmin bile edemiyordum. Bu durum, hissettiğim parçalanmayı daha da kritik hale getiriyordu.
Oturduğum koltuğa yapışmış, tek kelime edemeden bekliyordum. Kalp atışımın hızını kontrol etmek şöyle dursun, bedenimin herhangi bir parçasına hakim olmaktan acizdim. Bir süre sonra darmadağın olup toz bulutuna dönüşecek gibiydim. Bir güç tarafından içten içe kırılıp dökülüyordum sanki.
“Panik ataktır o!” dediğinizi duyar gibiyim. Olabilir, ama hikayenin devamını okumadan herhangi bir yargıya varmayın bence…
Neyse… Karanlığın içinde debelenme serüvenime devam edeyim ben. Okumaya devam et

CENNET SİNEMASI

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

HAFTA içi günlerin çoğunda olduğu gibi, Uğur’la 9.45’te metroda buluşacaktık, buluştuk da. Tabii ki ben gene beş dakikalık bir gecikmeyle perona varabildim. Uğur oturmuş bekliyordu beni, arka arkaya iki trenin kaçıp gitmesini izlerken birkaç küfür de sallamıştı bana muhtemelen. Neyse ki bu küfürler ‘iyi niyet taşları’yla döşenmişlerdi, zararsızlardı anlayacağınız. Daha doğrusu, bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkan cinstendi!
“İki sinema yazarı sabahın 9.45’inde neden metroda buluşuyor ki?” diye bir soru gelebilir aklınıza. Ben de her şeyden haberdarmışsınız gibi konuşuyorum sizle! Haksızlık ettiğimin farkındayım, affola!
Açıklayayım… Derdimiz basın gösterimleri… Sabahın 10.30’undaki (bir zamanlar 10’du bu saat) ön gösterimlere katılarak mesleğimizi daha iyi icra edebilmeye çalışıyoruz. Kimi zaman ‘boşa harcanmış zaman’ olabilen bu gösterimler, bazı durumlardaysa yedinci sanat adına ‘çok özel’ anlar bahşediyor bize.
Açıklamam yeterli geldiyse, o gün nasıl bir ‘serüven’ yaşadığımıza geçeyim artık…
Sokağa açılan sinemalarda büyümüş bir kuşak olarak, alışveriş merkezlerine tıkılmaktan hazzetmediğimiz bir gerçek. “Muppet Show”daki Statler ve Waldorf gibiydik bu konuda, tam anlamıyla iki huysuz ihtiyar. Uğur’un benden bir tık daha ‘huysuz’ olduğunu da kabul edelim ama!
Neyse ki o günkü gösterim, kapısı -tam olarak değilse de- sokağa açılan ender salonlardan Beyoğlu Sineması’ndaydı. Ha kapandı ha kapanacak diye yılları arkasında bırakan Beyoğlu Sineması’nda.
Sütiş’teki geleneksel kahvaltımızın ardından salona doğru yürümeye başladık. İstiklal Caddesi’ni onca yılda binlerce kez arşınlamışık, bir kez daha rotamız aynıydı. Rotamız aynıydı da, yıllar içinde güzergahtaki ‘manzara’ epeyce değişmişti.
Sinema Günleri zamanında, her ikimiz de birer üniversite öğrencisiyken ‘rahmetli’ Emek Sineması’nın yanındaki ‘rahmetli’ Han Cafe’de tanışmıştık. 30 yılı aşan dostluğumuz süresince, İstiklal Caddesi’nin ‘değişmekten usanmayan’ taşları ve büyük çoğunluğu ‘rahmetli’ olmuş mekanları üzerinde bıraktığımız izler, hatıralar denizindeki yerlerini korusalar da bizler gibi yavaş yavaş siliniyorlardı. Tedavülden kalkmasına ramak kalmış bir kuşağın çocuklarıydık artık!
Zamana direnmenin anlamı yoktu, biliyorduk bunu, ama ‘gelişip güzelleşmek’ten ziyade ‘geril(ey)ip çirkinleşen’ manzaraya karşı ‘nostaljik’ refleksler sergilememiz de kaçınılmazdı. Umutla emekleyen, yürüyen, koşan çocukların elinden çalınanların haddi hesabı yoktu.
Sütiş’ten çıkıp İstiklal Caddesi’ne doğru yaptığımız yürüyüşler, son zamanlarda hep bu hissiyatla başlıyordu, gene öyle oldu. Salladığımız küfürlerin burada yeri yok, sıkça sarf edildiklerini bilin yeter!
Yürüyüşün ilk durakları, Fitaş ve Dünya sinemaları oldu. Bir de Fitaş Cep vardı tabii. Fitaş’ta Bernardo Bertolucci’nin “Son İmparator”u (The Last Emperor), Dünya’da Ömer Kavur’un “Gece Yolculuğu” oynuyordu. “Son İmparator” için Taksim Meydanı’na kadar uzanan bir bilet kuyruğu gözümüze çarptı. Dokuz Oscar’lı film gelmişti caddeye, kaçmazdı! Okumaya devam et

UTANÇ

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

DEDİ… Haklı olarak soruyorsunuz, “Ne dedi?” diye, ama ben de hatırlamıyorum, belki de hatırlamak istemiyorum. Tek hatırladığım, bir cümle oluşturacak kadar kelimenin ağzından çıkıp ortaya saçıldığı… Ve tabii şunu da hatırlıyorum: O cümle yüzümü kavurucu bir alev gibi yalayıp geçti, yakıp kül etmesine ramak kalmıştı. Şimdi nefes alıp size bu hikayeyi anlatabiliyorsam, her şeyi o ‘ıskalama’ya borçluyum demektir…
Güzel bir uyku çekmiş, zımba gibi uyanmıştım. Günü kucaklamak için hazırdım. O bana nasıl davranacaktı bilmiyordum, ama bu ‘enerji’yi heba etmeyeceğinden emindim.
(Hikayenin ev kısmını hızlıca atlayalım isterseniz, ilginç bir şey yok çünkü. Kederli bir şey yaşanmadı; hep neşe, hep kahkaha, hep iyilik/güzellik…)
O gün film izlemek gibi bir niyetim yoktu. Film konusunda akşamdan kalmaydım. Ermanno Olmi’nin “İş”iyle (Il Posto) Ingmar Bergman’ın “Utanç”ını (Skammen) arka arkaya izlemiş, iki günlük şaheser kotamı doldurmuştum. Sandro Panseri ile Loredana Detto ve Max von Sydow ile Liv Ullmann arasındaki farklı tonlardaki aşklarla hemhal olurken, iki ustanın aksettirdiği ‘zamansızlık’ duygusunu da cebime yerleştirmiştim. Havada karada ölüm yoktu benim için anlayacağınız!
Sokakları arşınlayarak ‘aylak adamlık’ yapmaktı hedefim. ‘Sinemadan çıkmış insan’ı da oynamak istemiyordum ama… Okumaya devam et

MASKE

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,

FİLM bittiğinden beri oturduğum koltuktan kalkmamış, kalkamamıştım. Beynimi kemiren düşünce yığınından kurtulamıyordum bir türlü. Bir yandan, hayatımın bütün evrelerinde yakama yapışan konforu arkada bırakmak istiyor, öte yandan da belirsizliğin sinsiliğinden korkuyordum. Yaman bir çelişki yaşıyordum; durduğum yer itibarıyla suratıma tükürme noktasına geldiğim halde, korunaklı hayatımdan da vazgeçmek istemiyor gibiydim. Ne yapmak istiyordum? Daha da önemlisi, ne yapacaktım? Zor sorulardı bunlar, cevaplarını bir türlü veremediğim, belki de vermek istemediğim.
Beynimi pelteye çeviren yoğun düşünce trafiği, terden sırılsıklam etmişti beni; gözüme dolan ter damlalarından önümü göremez hale gelmiştim. Sıkı sıkıya yapıştığım koltuktan kalkmalıydım artık, kafamı dağıtacak bir şeylere ihtiyacım vardı. Okumaya devam et

HAYAT AĞACI

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,

ECNEBİ filmlerin memlekete epeyce gecikmeli geldiği yıllar… Bizim hikayemizse tam olarak 1981’de vuku buluyor. Lise 1 öğrencisi Murat’ın gezegendeki ‘sıra dışı’ günlerinden birinde. Hormonlarının coştuğu, bendini çiğneyip aştığı vakitler anlayacağınız!
“Grease” de memlekete geç gelen filmlerden. Birçoğunun halini düşünürsek çok da geç değil aslında, sadece üç yıl!
Gazetelerde, dergilerde allandıra balllandıra anlatılan bu ‘gençlik filmi’ni izlemeden olmaz tabii… Genciz biz de, kanımız kaynıyor. Tam da bu filmin kaymağını yiyecek kitle!
Bu tür şeyler için organize olmak kolay lisede, yetişkinlerin karar verme tembelliğinden eser yok. Hemen karar verip gideceğimiz günü belirledik. Gün dediğim, bir hafta sonrası falan değil, ertesi gün! Okumaya devam et

ÇIĞLIKLAR VE FISILTILAR

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1998 sonu ya da 1999 başı, net bir şey söyleyip sizi de yanıltmayayım… 30’lu yaşlarımın başı, ondan eminim! Ankara’da servis şoförü olarak yaptığım askerliğimin de en civcivli dönemi, terhise neredeyse bir yıl var… Sinemayla yaşadığım yoğun ilişki de hesaba katıldığında, askerliği bu kentte yapmak bir şanstı benim için. Her hafta sonu çarşı iznimde bir ya da iki film izleyerek açığı kapatmaya çalışıyordum. Tunalı’daki Gezici Festival ofisi de üs gibiydi, oraya uğrayıp Başak’la hoşbeş ederek güne başlamanın keyfine doyum olmazdı. Bazı seyir serüvenlerimde o da eşlik ederdi bana, çoğu zaman beğenilerimiz uyuşmasa da…
O hafta sonu da rutinden sapmaya pek niyetim yoktu. Elime izin kağıdını alıp Cebeci’deki Harita Genel Komutanlığı’ndan çıktığımda herhangi bir ‘sapma’ olacağına dair bir işaret de çarpmadı gözüme. Her şey, herkes aynıydı.
O güne kadar yürümekle aşınmamıştı yollar, o gün de aşınmayacaktı kuşkusuz. Başladım yürümeye. Hedef, Tunalı’daki Gezici Festival ofisiydi. Başak’la buluşacaktık, bir şeyler atıştırıp filme gitmekti sonraki adımımız. Gördüğünüz gibi, ‘aynılık’tan ölüyordum adeta! Okumaya devam et

YARATIK

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,

ARTVİN… Kış ortası… Kar beyaza bürünmüştü bütün kent… Gezici Festival’in daveti üzerine buradaydım. Kalabalık sayılabilecek festival konukları arasında sinema yazarı arkadaşlarım da vardı. Olmaları bir şey değil de, sınırlı bütçe nedeniyle oda paylaşmak zorundaydık. Aslında daha önce birçok yazar arkadaşımla çeşitli festivallerde oda paylaşmıştım, büyük dert değildi anlayacağınız. Kader bu ya, o festivaldeki oda arkadaşım Murat Erşahin olmuştu, benim dilimle ifade edersek ‘Terş’…
Odaya ilk giren ben oldum. Eski otelin küçük odasında güzelce bir ebeveyn yatağı, bir de ne olduğunu pek anlayamadığım küçücük bir yatak vardı. Yayları yıpranmış, çökmüştü. Handiyse bir ‘kara delik’ gibiydi bu nesne.
Büyük yatağa boylu boyunca uzandım, yolculuk hırpalamıştı. Biraz kestirmek iyi gelebilirdi. Tam dalmak üzereydim ki Terş girdi içeri, elinde kolunda bavullar ve çantalarla, nefes nefese. Utanarak söylüyorum, benim bavulumu da o getirmişti.
Elindekileri küçük yatağın üzerine bırakırken, “Kardeşim, yatma planını yapalım” dedi. “Yatıyoruz işte, ben burada, sen orada” diye cevapladım, “Odaya ilk giren yatağı seçer” deme gafletinde de bulundum. Yol yorgunluğu mudur nedir, yoksa gerçekten böyle biri miydim ben, bilmiyorum, o gün ‘kötülük’ havamdaydım. Terş’in “Dönüşümlü yatarız o büyük yatakta herhalde” demesiyle iyice zıvanadan çıktım, ‘karanlığın yüreği’ne terk ettim kendimi: “Tabii ki hayır, festival bitene kadar böyle yatacağız.” Bu da bir hafta demekti! Ağzından salyalar saçan bir ‘canavar’a dönüşmüştüm. İşin kötüsü, bu durum fena halde hoşuma gitmeye başlamıştı… Okumaya devam et

SESSİZ IŞIK

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,

ADAPAZARI’NDA bir yazlık sinema, istasyonun karşısındaki Arzu Sineması… Annemle babamın ellerine yapışarak adım attığım esrarengiz bir dünyaydı benim için burası, her geldiğimde adeta aklımı uçuran. Öyle Amerikan filmlerindeki gibi ‘arabalı’ falan değil tabii; yüksek duvarlarla çevrilmiş bir alan, film gösterimi için bir tarafı devasa boyutlarda yükseltilmiş. Haliyle bembeyaz badanayı yemiş o yüksek duvar, ama yazın ilerleyen günlerinde filmlere eşlik eden lekelere bulanmış olması da şanından! Tahta sandalyelerde gazoz içip çekirdek içleyerek film izlenen ve tabii fosur fosur sigara da içilen bu atmosferde küçük bir çocuk olmanın avantajlarını tahmin edersiniz. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, ama en güzelini söyleyeyim: Film izlerken annemle babamın kucağına uzanıp şekerleme yapmak. Tarifi yok o enfes uykunun! Artık herhangi bir şekilde yaşanamayacak olması da içimi acıtmıyor değil…
Beş ya da altı yaşındayım… Yazlık Arzu Sineması’ndayız gene. Bunu duyan da zırt pırt sinemaya gidiyoruz zannedecek! İyisi mi, kendimizi ‘şanslı’ hissettiğimiz akşamlardan biriydi deyip yanlış anlamaların önüne geçeyim… Alain Delon ve Jean-Paul Belmondo’lu bir film olduğunu biliyorum da, hangisiydi emin değilim, “Borsalino” olabilir. O olsun lütfen! Okumaya devam et

SİRENLER

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , ,

KAVURUCU yaz ayları her daim şenlikli geçerdi çocukluğumda. Bizimkiler, okul kapandıktan sonra, hele ki takdir de almışsam, ‘tatil’ için (o vakitler İstanbul’un ilçesi olan) Yalova’nın Soğucak köyündeki babaannemin yanına gönderirlerdi beni. Bilmiyorum, belki de postalıyorlardı oğullarını, bir süreliğine de olsa rahat nefes alabilmek için! Neyse, amaç önemli değil, keyfim yerindeydi benim. Kuzenler Ahmet ve Ali de orada olurdu yaz aylarında; vur patlasın çal oynasın anlayacağınız. Elma kasalarından arabalarımızla köyün tepesinden Yalova-Bursa yoluna kadar yarışmak mı istersiniz, köye misafir gelen kızlarla çocukça flörtleşmeler mi istersiniz, anayolu gören ‘Tepe’ dediğimiz yere çıkıp yoldan geçen Renault ve Murat marka arabaları saymak mı istersiniz, sınırsız yeşilliğin içinde uzun ‘keşif’ gezilerine çıkmak mı istersiniz, Yalova’ya inip denizde (ve denizle) coşmak mı istersiniz, bir çocuğun isteyebileceği her şey vardı o yaz aylarında…
Evvel zaman içinde bir yaz günü, kuzenler Ahmet ve Ali’yle Yalova’ya inmeye karar verdik, daha önce de defalarca yaptığımız gibi. Aslında amaç Araştırma’nın plajına gidip denize girmekti, ama Yalova’ya varınca kanımız kaynamaya başladı. Yaşlarımız 12-13 civarı, yani ‘kan kaynaması’ çok normal! Kaynayıp da ne olacak, olacağı şu, sinemaya gidip film izleyeceğiz. Ama ne izleyecektik? Okumaya devam et

KOKU

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1983… Liseden yeni mezun olmuş, 17 yıllık Adapazarı serüvenimi geride bırakmıştım. Artık ‘kocaman’ bir üniversite öğrencisiydim, taşı toprağı altın şehir İstanbul’da. Marmara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu’ydu ilk durağım. Ne yalan söyleyeyim, binaya baktığımda liseden pek farkını görememiştim! Dert değildi tabii, çünkü seve isteye gelmiştim bu okula, ‘gazeteci’ olmak istiyordum. Olabilecek miydim, o kuşkuluydu işte. Oldum mu, sanmam!
Adapazarı’ndan okul arkadaşım Yüksel de Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanmış, sallana yuvarlana okumaya çalışıyordu. Bende olduğu gibi, onun da üniversite hayatı sekteye uğradı sonraki yıllarda. Bizi birleştiren temel şey ‘okul bitirememek’ değildi tabii. Önce müzik, ardından da sinema yakınlaştırmıştı ikimizi. Aynı dilden konuşabildiğin insan sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir yerde, özellikle müzik konuşmak için bir ‘nimet’ti Yüksel. Hele ki ‘uzaylı’ gibi davranılıyorsa size… Okumaya devam et

ÖZEL BİR GÜN

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

O günü diğerlerinden ayıran ‘özel’ bir şey yok gibiydi. Güneş her zamanki açıdan dalmıştı şehrin kalbine ve giderek yükseliyordu. Yükseldikçe, çıkmaz sokakları başkalaştıran ‘gölgelerin dansı’nı da sahnelere davet ediyor, kaosla kendini tarif eden İstanbul’un ruhunu ‘temizlenmez’ parantezine alıyordu. Evet, o günü diğer günlerden ayıran ‘özel’ bir şey yok gibiydi.
Şehir kadar ‘sıradan’ bir gün bekliyordu beni de. Ya da öyle sanıyordum. Sabah kalktığımda günü nasıl bitireceğimden bihaber esnerken, çalışma masamın üzerindeki Sinema Günleri biletleri takıldı gözüme. “Bir dört seanslık koşuşturma daha, yorulmadın mı oğlum?” diye mırıldandım, ev arkadaşlarım uykularının keyfini çıkarırken. Hazırlanıp çıkmak için on beş dakikam vardı; rutini sektirmeden hızlıca toparlandım ve kapıyı vurup çıktım. Sinema sevdasıyla randevuma gecikemezdim.
Okumaya devam et

KAYGI (Inflame)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2017 Türkiye, 94 dk.
Yönetmen: Ceylan Özgün Özçelik
Oyuncular: Algı Eke, Özgür Çevik, Kadir Çermik, Selen Uçer, Asiye Dinçsoy, Boncuk Yılmaz, İpek Türktan Kaynak, Nazan Kesal, Taner Birsel, Serhat Midyat

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Embers (2015)
Yönetmen: Claire Carré

HAFIZALARIN ‘şaşakaldığı’ bir toplumuz, kuşku yok buna. Neyi hatırladığımızdan ziyade ‘nasıl’ hatırladığımız ya da hatırlatıldığı önemli oluyor çoklukla. Kişisel ya da toplumsal tarihimizi manipüle etmek de sıkça başvurduğumuz bir yöntem. Olanı olmamış ya da olmayanı olmuş gibi göstermek hastalığı tedavi edilemez boyutta. Bunlar yetmezmiş gibi, olanı ‘başka türlü olmuş’ inancıyla/ihtirasıyla dillendirmek ya da kayıtlara geçirmek de tedavülde hâlâ. İçine hapsolduğumuz distopya kapımızı çalıp içeri girmiş anlayacağınız, hafızalarımızı yeniden programlamak için.
‘Kaygılı’ genç bir kadın Ceylan Özgün Özçelik. Nasıl kaygılı olmasın ki! Devletin ‘silme’ hastalığının bireylere sirayet ettiği bir toplumda yeşerme çabasında. Derdini, tasasını dillendirdiğinde anlaşılmayacağını ve hatta görülmeyeceğini biliyor. Bunu sinema yoluyla yapmaya çalıştığında da pek bir şeyin değişmediğini, duyuları körelmiş bireylerden oluşan bir toplumu uyandırmanın mümkün olmadığını görüyor/görecek.
Ceylan Özgün Özçelik’in ilk uzun metrajlı kurmacası “Kaygı”, bu ruh haliyle çekilmiş bir film izlenimi veriyor. Bir şey söylerken ‘duyulmayacağını’ bilen bir ruh haliyle. Ama tarihe yedinci sanat aracılığıyla not düşmek de küçümsenecek bir şey değil. Ne de olsa, harcanmak için var ‘çaba’ ve karşılığının nasıl/ne zaman geleceğini bilemeyiz. Okumaya devam et

BEDEN VE RUH (Teströl és Lélekröl / On Body and Soul)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2017 Macaristan, 116 dk.
Yönetmen: Ildikó Enyedi
Oyuncular: Géza Morcsányi, Alexandra Borbély, Zoltán Schneider, Ervin Nagy, Tamás Jordán, Zsuzsa Járó, Réka Tenki, Júlia Nyakó, Itala Békés

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Benny ve Joon / Benny & Joon (1993)
Yönetmen: Jeremiah Chechik

ILDIKÓ Enyedi’yi uzun yıllar önce İstanbul Film Festivali sayesinde keşfetmiş, ilk filmi “20. Yüzyılım Benim”le (Az Én XX. Századom) ‘değerli’ işaretler verdiğini tespit etme şansına kavuşmuştuk. Aradan neredeyse 30 yıl geçti, biz yaş alırken o da beklemedi ve ‘hayat tecrübesi’ denen elekten geçirdiği sinemasına sağlam tuğlalar koymaya devam etti. 1999’dan bu yana ‘sessizlik yemini’ etmiş gibiydi, ama Berlin’de Altı Ayı’ya uzandığı son filmi “Beden Ve Ruh”la (Teströl És Lélekröl) sessizliğin bünyeyi zorladığının farkına vardığını belgeleyen bir şahesere imza attı, yazıp yöneterek. Çok iyi yaptı, çünkü hikayedeki âşıkların rotasına baktığımızda, ‘yeganelik’ fışkıran bir bütünün içine daldığımızı gördük, bizi iyileştiren, yenileyen… Okumaya devam et

NERUDA

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
2016 Şili-Arjantin-Fransa-İspanya-ABD, 107 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín
Oyuncular: Gael García Bernal, Luis Gnecco, Mercedes Morán, Emilio Gutiérrez Caba, Diego Muñoz, Alejandro Goic, Pablo Derqui, Marcelo Alonso, Alfredo Castro

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Ateşli Sabır / Ardiente Paciencia (1983)
Yönetmen: Antonio Skármeta

SOĞUMASINA izin verilmeyen, altındaki ateşe sürekli odun atılan ‘duygular’ın şairi Pablo Neruda’nın hayatının ‘en kritik’ dönemine göz dikip, oradan tam bir ‘fantastik biyografi’ çıkarmak, olsa olsa adaşı Pablo Larraín’in yapabileceği bir işti, öyle de oldu. Tabii ki Guillermo Calderón’un senaryosu ve Neruda’nın ruhu da ona sağlam destek çıkıyordu bu görevde, ama günümüzün ‘en değerli’ yönetmeni olmaya doğru giden Larraín’in temas ettiğinin ‘altın’a dönüştüğünü de kabul edip, önünde saygıyla eğilmek gerek. Baştan hakkını verelim ki ‘eksik’ kalıp dırdır etmeyelim sonra!
Edebiyatın şeklini değiştirdiği gibi, politik arenanın da önemli figürlerinden biri haline gelen Pablo Neruda’nın ‘renkli’ dünyasına adım atma cesaretini göstermek zor gerçekten de. O dünyanın içinde kaybolup gitme riski büyük zira. Ama bir adım değil, iki belki üç adım geri çekilip bakıldığında -ki Larraín öyle yapıyor- doğru bir açı bulmak mümkün. Yönetmen, “Neruda”yla öyle bir açı yakalıyor ki, bunu bir yandan ‘biyografi’ kalıpları içine sokabiliyor, diğer yandan da ‘fantastik’ bir boyutla anlamlandırabiliyoruz.
Neruda’nın ve tabii ki çevresindeki ‘seçkin komünistler’in hayata ve sokağa bakışlarındaki ‘yapaylık’tan nemalanan, bunu bir ‘uzaklaşma’ aracı olarak kullanan senaryo, “Ne kadar uzaklaşırsan o kadar anlarsın” düsturuyla hareket ediyor. Bir senatörken ‘kaçak’ pozisyonuna düşen şairin, arkadaşlarının evlerinde saklanırken bile ‘yaşama’ içgüdüsünden hiçbir şey kaybetmemesi, ‘zevk’ten elini ayağını çekmemesi, devasa bir paradoks gibi görünse de ‘mesafe’nin dikte ettiği doğruların içine çekiyor bizi. Okumaya devam et

AMOK KOŞUCUSU (Stefan Zweig)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , ,

stefanzweig
Stefan Zweig

Stefan Zweig’ın 1922 tarihli novellası ‘Amok Koşucusu’, handiyse ‘feminist’ bir metnin çıkmaz sokaklarına hapsediyor bizi, keder ve coşkuyu aynı paragrafların içine sıkıştırarak.

STEFAN Zweig’ın ‘tutku’sunu okumak, cümlelerinin arasına sıkışmış ‘özgür ruh’u açığa çıkarıp kendi ruhumuza yapıştırmak biraz da. Boyutları belirsiz bir küpte mahsur kalmanın klostrofobisinden kaçmak ne kadar zorsa, Zweig’ın metinlerindeki ‘tutku’ya kapılıp sürüklenmeden sıyrılmak da bir o kadar zor. Yağlı direğin üzerinde denize doğru koşan yarışmacı gibi, kaç adım atacağınızı bilemeden yürüyorsunuz onun yarattığı atmosferlerde, en nihayetinde düşeceğinizden emin bir şekilde. Önemli olansa düşerken alacağınız hasar; ne kadar ‘ağır’ olursa tahribat, sizin için o kadar iyi, o kadar ‘parlak’. Zweig’ın ‘hafif’ olduğunu söyleyenlere ise bir çift lafımız bile yok, onları kendi cehennemleriyle baş başa bırakmak en iyisi, en güzeli…
Yazarın 1922 tarihli novellası ‘Amok Koşucusu’ (Der Amokläufer), bahsettiğimiz ‘tutku’nun üzerimizde oluşturduğu baskıyı, önüne geçilmez baş dönmesini en iyi yansıtan metinlerden biri. 60 sayfalık bu ‘küçük’ şaheser, bir erkek ve bir kadın hikâyesi anlatıyor belki, ama geniş perspektifte ‘bir’ olmanın resmi gibi adeta. Okumaya devam et

JACKIE

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 7/10
2016 Şili-Fransa-ABD, 100 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín
Oyuncular: Natalie Portman, Peter Sarsgaard, Greta Gerwig, Billy Crudup, John Hurt, Richard E. Grant, Caspar Phillipson, Beth Grant, John Carroll Lynch, Max Casella

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Morg Görevlisi / Post Mortem (2010)
Yönetmen: Pablo Larraín

ŞİLİ’YE yaptıkları yetmedi, şimdi de Amerikan semalarına el attı Pablo Larraín. El attığı her hikayeye ‘özel’ dokunuşlarıyla hayat bağışlayan Şilili yönetmen, kendini ‘vicdan’ın şefkatli kucağına teslim etmiş sinemasının giderek büyüyüp devasa boyutlara ulaşmasına engel olamıyor!
‘Taşa can veren’ Pablo Larraín sineması, “Jackie”yle Amerikan tarihinin ‘gölgelerin ardına saklanmış’ vakalarından birine, Başkan John F. Kennedy’nin katledilmesine eğiliyor bu kez. Adından da anlaşılacağı gibi, ‘first lady’ Jacqueline Kennedy’nin haletiruhiyesi üzerinden kuruyor atmosferi Larraín, Noah Oppenheim’ın ‘soğukkanlı’ senaryosunun da yardımıyla. Ancak bu atmosfer, Jackie’nin yüzü ve eylemleri aracılığıyla ‘Amerikan halkı’yla kurulan bir köprüye dönüşüyor giderek. ‘Ağıt’ mı, evet, ama bu ağıttan ‘kişiye özel’ bir sonuç çıkarmıyor Larraín, bireyden yola çıkarak bütün bir ulusu kapsayan verilerle donatıyor kaynağını. Okumaya devam et

VEBA YILI GÜNLÜĞÜ (Daniel Defoe)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , ,


Daniel Defoe

‘Robinson Crusoe’nun yazarı Daniel Defoe’nun 1665’te Londra’yı kasıp kavuran veba salgınını ‘amcasının tanıklığı’ üzerinden anlattığı eseri ‘Veba Yılı Günlüğü’, belgesel izlermiş gibi okunan ve ‘gerçeklik algısı’yla üzerimize abanan ‘romansı’ bir metin.

CASUSLUK da dahil olmak üzere birçok ‘iş’in altından başarıyla kalkan Daniel Defoe, bizim daha çok ‘Robinson Crusoe’ vesilesiyle bildiğimiz bir yazar. 17. ve 18. yüzyıl Londra’sında kalem oynatan Defoe’nun ‘İngiliz roman’ geleneğinin öncülerinden olduğu da bildiğimiz bir gerçek. Kaleminin ‘mükemmel’ olduğunu söylemek zor belki, ama açtığı yoldan giden takipçilerin sayısı göz önüne alındığında bunun pek de bir önemi kalmıyor.
Yazarın 1722’de yayımlanan ve hâlâ ‘kurmaca’ olup olmadığı konusunda tam bir fikir birliğine varıl(a)mamış eseri ‘Veba Yılı Günlüğü’ (A Journal of the Plague Year) ise okunduğunda tüyleri diken diken eden bir gerçeklik algısı yaratıyor. Bu algıyı yaratması da tesadüfi değil kuşkusuz; Defoe’nun amcası Henry Foe’nun (kitabın sonundaki H.F. imzası da bunu destekliyor) günlüklerinin toparlanmasıyla ete kemiğe büründüğü söyleniyor bu metnin. Hal böyle olunca, hem ‘kurmaca tartışması’ hem de ‘gerçeklik algısı’ yerli yerine oturuyor. Okumaya devam et

ANSIZIN (Auf Einmal / All of a Sudden)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 7/10
2016 Almanya-Hollanda, 112 dk.
Yönetmen: Aslı Özge
Oyuncular: Sebastian Hülk, Julia Jentsch, Hanns Zischler, Sascha Alexander Gersak, Luise Heyer, Lea Draeger, Natalia Belitski, Christoph Gawenda, Atef Vogel

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Rüzgarda Salınan Nilüfer / The Swaying Waterlily (2015)
Yönetmen: Seren Yüce

SAÇTIĞIMIZ ‘kötülük tohumları’nın haddi hesabı yokken ‘ahlâk bekçisi’ kesilmek, tam da bizim fıtratımıza uygun bir şey. Önümüze gelen her şeyi ‘kazanılmış hak’ olarak görüp, başkalarının hayatına ‘gardiyanlık’ yapmak da; suçu sağlıksız beynimizdeki damarlardaki pıhtılara atmak da… Anlayacağınız, ‘kötülük’ o kadar da kaçtığımız bir şey değil, aksine ne kadar yakın olursak kendimizi o kadar ‘iyi’ hissettiğimiz bir şey. Hatta o kadar ‘iyi’ hissediyoruz ki, kötülüğü içselleştirip ‘iyilikmiş gibi’ sunmaya başlıyoruz bir noktadan sonra… Okumaya devam et

KÜÇÜK ADAMLAR (Little Men)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2016 ABD-Yunanistan, 85 dk.
Yönetmen: Ira Sachs
Oyuncular: Greg Kinnear, Jennifer Ehle, Paulina García, Theo Taplitz, Michael Barbieri, Alfred Molina, Talia Balsam

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Yaşamaya Değer / Le Hérisson (2009)
Yönetmen: Mona Achache

SİNEMA sanatının ‘anı değiştirme’ gücüne hayran bir yönetmen Ira Sachs ve bunun sözde kalmasına izin vermeyip filmlerine yansıtmayı da başarıyor. Geçen yılın başlarında Türkiye’de ‘sancılı’ bir gösterime girme süreci yaşayarak karşımıza gelen önceki filmi “Aşk Başkadır”la (Love Is Strange) takdirimizi kazanan sinemacı, yeni filmi “Küçük Adamlar”la (Little Men) da istikrarını sürdürüyor.
Evrimin insan üzerindeki etkisinin çok da ‘büyük’ olmadığını kanıtlayan bir film “Küçük Adamlar”. İnsanoğlunun ‘vahşi’ içgüdülerinin koşullardan bağımsız bir şekilde hareket ettiğini, ‘vicdan’ın aldığı pozisyonun pek de ehemmiyet kazanmadığını belgeliyor bir yandan da. Sınıfsal temelde ezberlenen ‘kıyıcılık’ refleksinin hiç de ayak diremeden devreye girdiği bir resmin üzerinde yapılanıyor bu film. Okumaya devam et

İNATÇILAR (Hrútar / Rams)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , ,


Not: 7/10
2015 İzlanda-Danimarka-Norveç-Polonya, 93 dk.
Yönetmen: Grímur Hákonarson
Oyuncular: Sigurður Sigurjónsson, Theodór Júlíusson, Charlotte Bøving, Jón Benónýsson

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Garip Bir Çift / The Odd Couple (1968)
Yönetmen: Gene Saks

SOĞUĞU iliklerimize kadar hissettiren genel atmosferler kurmalarına karşın, hiçbir zaman ‘soğuk’ hikâyeler anlatmaz İzlanda filmleri. İnsan sıcağını bağrımızın orta yerine yerleştirir, orada korlaşmasını bekler ve yavaş yavaş içimizi eriten bir kıvama ulaşır bu hikâyeler. Küçük dünyaların ‘evrensel’ tonlarına ulaşırlar ve hiçbir zaman yılgınlığa kapılıp ‘insan’dan vazgeçmezler.
Elimizdeki Grímur Hákonarson filmi “İnatçılar” (Hrútar) da bu resimden uzaklaşan bir çalışma değil, aksine daha da yakınlaşıyor, giderek içine girip eriyor. Boğucu yalnızlığımızı kar beyazıyla yıkıyor, arındırıyor kirli karanlıktan. Belki bir başyapıt düzeyine ulaşamıyor, ama hissettirdikleriyle yolumuzu aydınlatmayı başarıyor. Okumaya devam et

ÖLÜM KARARI (Rope)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 10/10
1948 ABD, 80 dk.
Yönetmen: Alfred Hitchcock
Oyuncular: James Stewart, Farley Granger, John Dall, Joan Chandler, Edith Evanson, Cedric Hardwicke, Constance Collier, Douglas Dick

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Birdman veya (Cahilliğin Umulmayan Erdemi) /
Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorance) (2014)

Yönetmen: Alejandro González Iñárritu

ÜSTADIMIZ Alfred Hitchcock’un başyapıtlar yığını içinde hep ‘ikinciller’ listesinde adı anılan, ama bizim ayrı bir önem atfettiğimiz “Ölüm Kararı” (Rope), yönetmenlik denen şeyin bütün inceliklerini kısacık bir zaman dilimi (80 dakika) içine ve tek mekana sıkıştıran benzersiz bir ustalık gösterisi. Hitchcock, Patrick Hamilton’ın 1929 tarihli oyununu sinemalaştırdığı 1948 yapımı çalışmasında, açılıştan kapanışa kadar tadından yenmez bir gerilim yaratıyor, ki ‘tek planmış gibi’ görsel tercihiyle de bu gerilimi şahlandırmayı başarıyor. Okumaya devam et

BÜYÜK AÇIK (The Big Short)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 7/10
2015 ABD, 130 dk.
Yönetmen: Adam McKay
Oyuncular: Christian Bale, Steve Carell, Ryan Gosling, Brad Pitt, John Magaro, Finn Wittrock, Jeremy Strong, Hamish Linklater, Rafe Spall, Marisa Tomei, Tracy Letts, Adepero Oduye, Melissa Leo, Tony Bentley, Margot Robbie, Selena Gomez

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
İç İşler / Inside Job (2010)
Yönetmen: Charles Ferguson

CHARLES Ferguson’ın Oscar’lı belgeseli “İç İşler”in (Inside Job) tane tane anlattığı 2008’deki finansal krizin ön ve arka planını kurmacanın sıcak kollarına teslim eden “Büyük Açık” (The Big Short), tıpkı belgeselde olduğu gibi açık seçik sergiliyor olan biteni, Bilal’e anlatır gibi aktarıyor ‘büyük soygun’u. Bankacılık sektörünü baştan aşağıya değiştiren bir ‘keşif’ten muazzam bir ‘manipülasyon aracı’ ortaya çıkaran Amerikan finans sektörünün günahları sıralanıyor bir bir. Gerçekleri esas alan ve krizi önceden gören dört karakterin dünyasına dalıyoruz bu hikayede. Krizi önceden görmeleri, onların birer ‘aziz’ olduğunu falan göstermiyor tabii; her birinin motivasyonu, bu krizi önceden fark edip ceplerini doldurmak, başka bir şey değil! Özellikle Steve Carell’in aradan sıyrılan oyunculuğuyla dikkat çektiği, diğerlerinin de ona ayak uydurdukları “Büyük Açık”, her geçen yıl daha da büyüyen ‘açıklar’ veren insanlığın dip noktalarından birine götürüyor bizi. Yoksulların daha da yoksullaştığı, orta sınıfın da ‘tuzak’ içinde yoksulluk sınırının altına çekildiği ‘sistem’in yarattığı ‘canavar’, Dr. Frankenstein’ı tarafından özenle korunuyor bildiğiniz gibi. Bu film, korundukça yok etme kapasitesi artan canavarı ifşa ediyor, ama bir yandan da onu yaratan sistem ortadan kalkmadıkça hiçbir şeyin değişmeyeceğini de işaret ediyor.

TheBigShort
Brad Pitt

A MOST VIOLENT YEAR

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2014 ABD-Birleşik Arap Emirlikleri, 125 dk.
Yönetmen: J.C. Chandor
Oyuncular: Oscar Isaac, Jessica Chastain, Albert Brooks, David Oyelowo, Alessandro Nivola, Elyes Gabel, Glenn Fleshler, Peter Gerety, Catalina Sandino Moreno

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Herkes İçin Adalet / …And Justice for All. (1979)
Yönetmen: Norman Jewison

FRANCIS Ford Coppola’nın “Baba” (The Godfather) üçlemesinde öne çıkardığı fikrin antitezi olduğunu düşünüyoruz J.C. Chandor imzalı “A Most Violent Year”ın. İşini dürüstçe yapıp yükselen (en azından öyle olduğunu varsayıyoruz) bir işadamının yaşadığı zorluklar öne çıkıyor filmin hikayesinde. Oscar Isaac’in canlandırdığı bu işadamı, her şeyi kitabına göre yapıp başarılı olacağına inanmış ve bunun için de azami çaba gösteriyor. Ama onun bu bakışını paylaşan hiç kimse yok etrafında, Jessica Chastain’in canlandırdığı karısı da dahil olmak üzere. Her açıdan köşeye sıkıştırılan bu adam, tehlikenin göbeğinde olmasına karşın duruşundan taviz vermiyor ve önünde sonunda kazanacağını düşünüyor. Ama yutturulmaya çalışılan Amerikan Rüyası’nın bu şekilde gerçekleşemeyeceğini de acı bir şekilde öğreniyor. Kitapta yazılı olmayan kurallara uymak zorunda, hayatta ve ayakta kalabilmek için. ‘Onur’, yalnızca bir kelime, onun içini nasıl doldurduğun önemli biraz da… Şimdi de “Baba” üçlemesine dönelim. Orada da ‘onur’ önemli bir yer tutuyor bildiğiniz gibi. Mafyanın kuralları devreye giriyor, her türlü yasa dışılık kabul görürken ‘onurlu’ kalmanın kendince bir tarifini yapıyor üçleme. Bu iki çalışmanın ortak paydası ‘dürüstlük’ belki de. Biri dürüstlüğü ‘kitaba uygunluk’ olarak tarif ederken, diğerinde tam tersi istikamette bir dürüstlük kavramı öne çıkıyor. Sorarsanız her ikisi de ‘dürüst’. Bir iş yapabilmek için mafyaya ya da devlete mahkum olmak, onların cebini hoş tutmak da ‘dürüstçe’ ve ‘onurlu’ görülebiliyor. “A Most Violent Year”da ise bu fikrin antitezi ortaya konuyor bir biçimde, her ne kadar sonuçlarına katlanmak zorunda kalsa da karakter.

AMostViolentYear
Oscar Isaac, Jessica Chastain

GECE YARISI SOKAKTA TEK BAŞINA BİR KIZ (A Girl Walks Home Alone at Night)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , ,


Not: 6/10
2014 ABD, 101 dk.
Yönetmen: Ana Lily Amirpour
Oyuncular: Sheila Vand, Arash Marandi, Marshall Manesh, Mozhan Marnò, Dominic Rains, Rome Shadanloo

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Sadece Aşıklar Hayatta Kalır / Only Lovers Left Alive (2013)
Yönetmen: Jim Jarmusch

AMERİKAN topraklarında Farsça çekilmiş ve İran kökenli bir ekibin elinden çıkmış olmasının ötesinde İran’la herhangi bir bağı bulunmayan “Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız” (A Girl Walks Home Alone at Night), bir vampir hikayesinin ara sokaklarında dolaşırken, bunu feminist bir bakışa emanet ediyor. Genç sinemacı Ana Lily Amirpour, az karakterli bu siyah-beyaz filmde stiliyle öne çıkıyor daha çok. Zaman zaman “Günah Şehri” (Sin City) havasına bürünen, kimi bölümlerde de bir Quentin Tarantino atmosferiyle bütünlenen yapım, genel resim içinde bir aşk hikayesi formuna ulaşıyor. İşin iyi tarafı, bu aşk hikayesini anlatırken pek taviz vermiyor yönetmen. Kadınlara kötü davranan, şiddet uygulayan erkeklere karşı acımasız olan vampir(ella), özellikle küçük bir erkek çocuğu korkuttuğu sahnede rengini tam anlamıyla belli ediyor. Yalnızlığını kırmasını sağlayan aşka teslimiyet duygusuyla yaklaşmıyor, ama onu elinden kaybetmek de istemiyor. Belki bu durum karakter için paradoks gibi görünüyor, ama sonuçta dönüşen o olmuyor, aşkı dönüştürüyor.

AGirlWalksHomeAloneAtNight-2
Arash Marandi, Sheila Vand

BİRDMAN VEYA (CAHİLLİĞİN UMULMAYAN ERDEMİ) [Birdman: Or (The Unexpected Virtue of Ignorance)]

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2014 ABD-Kanada, 119 dk.
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Oyuncular: Michael Keaton, Edward Norton, Naomi Watts, Emma Stone, Zach Galifianakis, Andrea Riseborough, Amy Ryan, Lindsay Duncan

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Birdy (1984)
Yönetmen: Alan Parker

ÇIKIŞ noktası olarak Raymond Carver’ın bizde de yayımlanan “Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz” (What We Talk About When We Talk About Love) adlı hikayesini alan “Birdman”, buradan hareketle bir ‘kayboluş’ ve ‘yeniden kendini bulma’ serüveni anlatıyor bize. Alejandro González Iñárritu’nun filmi, Michael Keaton’ın canlandırdığı başkarakteri Riggan Thomson üzerinden ‘bireysel bir çözülme’nin ipuçlarını takip ediyor. Bu çözülme, şizofreniyle açıklanabilecek bir yapıyı işaret ederken, bir yandan da ‘sanat’ ve ‘sinema’ kavramlarının bugün geldiği noktaya parmak basıyor, tiyatroyu da bir araç olarak kullanarak. Riggan’ın hezeyanlarını ve sonuçlarını anlatırken, içeriği kısmen ezen bir biçim kullanıyor Iñárritu filminde. Efektlerle sağlanmış ‘tek plan’ atmosferi, hikayenin derinliklerine dalma konusunda zorluyor izleyiciyi bir miktar. Bu durum, aslında kayda değer cümleler sarf eden filmi yalnızca biçimiyle değerlendirme noktasına taşıyor bazılarını, ki Iñárritu’nun başarmış olduğu en önemli şey de bu. Tıpkı Riggan’ın ‘öteki ben’i Birdman’in kafa karıştırıcılığına benzer bir resim oluşturuyor Iñárritu’nun tercihi.

Birdman-2
Michael Keaton, Naomi Watts, Zach Galifianakis

KAYIP KIZ (Gone Girl)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , ,

Not: 8/10
2014 ABD, 149 dk.
Yönetmen: David Fincher
Oyuncular: Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris, Tyler Perry, Carrie Coon, Kim Dickens, Patrick Fugit, David Clennon, Lisa Banes, Missi Pyle, Emily Ratajkowski, Casey Wilson, Lola Kirke, Boyd Holbrook, Sela Ward

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Thelma ve Louise / Thelma & Louise (1991)
Yönetmen: Ridley Scott

İLK elden şunu söyleyelim: “Kayıp Kız”ın (Gone Girl) yazarı Gillian Flynn için yapılan ‘kadın düşmanı’ yakıştırmasına katılmıyoruz, aksine keskin biçimde ‘erkek düşmanı’ bir tavır söz konusu onun kaleminde, ki bunu da alabildiğine akıllıca yapıyor. Romanı okumadık, ama senaryoyu da kendisi yazdığı için böylesi net konuşabiliyoruz. Gillian Flynn hakkındaki yorumların çelişkili olmasının altında yatan neden, ‘kötülük’ü tanıma muhtaç bırakması belki de. Kadınla erkeği aynı kazanın içine atıp onların bir tür “Güllerin Savaşı” (The War Of The Roses) yaşamasını sağlarken, oradan -kötü örnekler de olsa- Julia Roberts’lı “Yatağımdaki Düşman” (Sleeping With The Enemy) ve Jennifer Lopez’li “Yeter” (Enough) atmosferine meyleden “Kayıp Kız”, en nihayetinde de Charlize Theron’lu “Cani” (Monster) çizgisine kadar gidebiliyor. Kadını kabullenişten çıldırışa doğru koştururken, tersten bir okumayla aynı şeyi erkek için de yapıyor. Böylesi bir tercih, kötülüğün apaçık görünür olmasına alışkın kitle için de kafa karıştırıcı oluyor haliyle. Ama Gillian Flynn’in metnindeki ‘gizli güç’ de bu sonuçta, tıpkı klasik ‘film noir’ (kara film) örneklerinde olduğu gibi… Okumaya devam et

KIŞ UYKUSU (Winter Sleep)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , ,

Not: 8/10
2014 Türkiye-Fransa-Almanya, 196 dk.
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ, Ayberk Pekcan, Serhat Kılıç, Nejat İşler, Tamer Levent, Nadir Sarıbacak, Mehmet Ali Nuroğlu

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Gece Yolculuğu / Night Journey (1987)
Yönetmen: Ömer Kavur

21 Haziran 2013’te Selim Evci’nin ‘Rüzgarlar’ından bu yana, yani tam bir yıl içinde gösterime giren 99 yerli filmden 95’ini izledikten sonra en nihayetinde ve ne mutlu ki 5 üzerinden 4 yıldız verebileceğimiz bir filme rastladık. Bunun gazetenin kapanış haftasına denk gelmesiyse moda deyimle ‘manidar’. Okumaya devam et

İTİRAZIM VAR (Let’s Sin)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , ,

Not: 6/10
2014 Türkiye, 114 dk.
Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Serkan Keskin, Hazal Kaya, Öner Erkan, Büşra Pekin, Osman Sonant, Umut Kurt, Özgür Çevik, Serdar Orçin

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Takva / Takva: A Man’s Fear of God (2006)
Yönetmen: Özer Kızıltan

ONUR Ünlü’ye (ve Sırrı Süreyya Önder’e) gelmeden şunu baştan söyleyelim: Serkan Keskin, kuşağının en iyi oyuncularından biri, belki de birincisi. ‘İtirazım Var’daki imam kompozisyonu da onun yerini sağlamlaştırmasına vesile oluyor. Genç aktör, her rol aldığı eserde olduğu gibi burada da ağır basıyor, ezip geçiyor arkadaşlarını, istemeden de olsa! Okumaya devam et

JOE

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , ,


Not: 6/10
2013 ABD, 117 dk.
Yönetmen: David Gordon Green
Oyuncular: Nicolas Cage, Tye Sheridan, Gary Poulter, Ronnie Gene Blevins, Adriene Mishlero

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Siyam Balığı / Rumble Fish (1983)
Yönetmen: Francis Ford Coppola

DAVID Gordon Green’in 2013 içinde gösterime giren iki filminden ilkini, yani “Yolların Prensi”ni (Prince Avalanche) DVD aracılığıyla izlemiş, sinemacının minimalizmin sınırlarında gezinirken gösterdiği özeni alkışlamıştık. İki popüler oyuncuyu (Paul Rudd ve Emile Hirsch) böylesi bir atmosferin içinde dizginlemek zor görünüyordu, ama yönetmen bu zorluğun altından kalkmayı bilmişti. Şimdiyse “Joe”yla benzer bir duyguyu yaşatıyor David Gordon Green, yanına Nicolas Cage’i de alarak.
Larry Brown imzalı romandan Gary Hawkins’in uyarladığı senaryosu, “Joe”nun duygusunu açığa çıkaran en önemli eleman gibi görünüyor. Bu senaryo, insanlığın ‘kötülük’le yaşadığı ilişkinin ‘iyilik’le bertaraf edilebileceğini işaret etse de, kötücül hamlelerin kazanma ihtimalinin de az olmadığını gösteriyor. Okumaya devam et

MUHTEŞEM GÜZELLİK (La Grande Bellezza / The Great Beauty)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , ,

Not: 8/10
2013 İtalya-Fransa, 142 dk.
Yönetmen: Paolo Sorrentino
Oyuncular: Toni Servillo, Carlo Verdone, Sabrina Ferilli, Carlo Buccirosso, Iaia Forte, Pamela Villoresi

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Sekiz Buçuk / 8½ (1963)
Yönetmen: Federico Fellini

BİR karakteri bir kentin içine atıp, orada kaybolup gitmesini “keyif içinde” izleyen filmler, bir yandan o karakterle seyirci arasında “esnek” bir bağ kurulmasına neden olurken, öte yandan da kentin devasa boyutlarını, gücünü, eziciliğini gözler önüne sererler. Karakter, ne kadar çırpınırsa çırpınsın yenilmeye mahkûmdur bu resimde, kente ve onun ardında sürüklediklerine direnmesi mümkün değildir. Öğütüldüğü bu değirmenin suyunun nereden geldiğini sorgulamaya bile fırsat bulamadan hiç olup gider çoğunlukla… Okumaya devam et

BETTY

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Doğum tarihi: 19 Aralık 1964 Doğum yeri: Brest, Finistère, Fransa
Anne adı: Anne Baba adı: Claude
Mesleği: “Âşık” Boyu: 1.70m. Ağırlığı: 59 kg.

“EĞER BECEREBİLİRSEM, SENİNLE BİRLİKTE OLMAK İSTERİM.”

“ONU SEVİYORUM!”

“BİZİ AYIRAMAZLAR. BİRBİRİMİZ İÇİN YARATILMIŞIZ BİZ.”

“KAFAMIN İÇİNDE SESLER DUYUYORUM.”

Jean-Jacques Beineix’nin 1986 tarihli başyapıtı “37°2 le Matin / Betty Blue”nun kadersiz karakteri Betty, onu canlandıran Béatrice Dalle’in ‘fevkaladenin fevkinde’ performansıyla unutulmazlar arasındaki yerini çoktan aldı bile. ‘Arıza’ kavramının karşılığını tam olarak veren, hayatı ‘isyan’la biçimlenmiş bu kadın, ‘sonsuz enerji’yle başlayıp giderek dibe doğru yol alan serüveniyle darmadağın ediyor bizleri, çarpıp bölüyor…

BEDENİNİN kıvrımlarını kullanma biçimiyle ‘ateş’ gibi bir kadın Betty. Ayrık dişleri de bu ‘yanar döner’ resmin ayrılmaz bir parçası. Öte yandan, 20’li yaşlarının henüz başlarında olmasının da getirisiyle, her daim ‘tazelik’le donatılmış bir ‘tanrıça’ havasına sahip. Enerjisi hiç bitmeyecek gibi, adeta ölümsüz. Girdiği her yerde dikkat çekmesi kaçınılmaz, onu görmezden gelmek mümkün değil. Evet, biraz ‘haşin’ ve taviz vermeyen bir yapısı var, ama bu duruma onu sürükleyenlerin günahı o. Aşkın ona sunduklarını geri çevirmeyen Betty’nin dünyasına dahil olmak demek, hiç durmayan bir ‘eğlence treni’nde yol almak demek. Bu trene binmeyi göze aldıysanız, sonuçlarına da katlanacaksınız artık! Okumaya devam et

ŞİMDİKİ ZAMAN (Present Tense)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2012 Türkiye, 110 dk.
Yönetmen: Belmin Söylemez
Oyuncular: Sanem Öge, Şenay Aydın, Ozan Bilen, Nesrin Yıldırım, Suat Oktan, Erdi Kement, Hüseyin Akdağ

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
3. Göz / The Gift (2000)
Yönetmen: Sam Raimi

BELMİN Söylemez’e ilk uzun metrajlı kurmacasını çekti diye ‘dünkü çocuk’ muamelesi yapmak mümkün mü? Tabii ki hayır… Yönetmen, 2000’li yılların başından itibaren çektiği kısa film ve belgesellerle kendini mükemmelen hazırlamış bir sinemacı çünkü. Bu hazırlık sürecinde ortaya koydukları, onun yedinci sanatta gidebileceği noktayı da işaret ediyor az çok. Bugün hayata geçirdiği “Şimdiki Zaman” projesi ise Söylemez’i tıpkı Pelin Esmer gibi olgunlaştıktan sonra ilk filmini çeken bir sinemacı kimliğine büründürüyor, ki söylediğimiz kesin bir yargı içermese de ‘doğru’ bir yolda olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda hayat arkadaşı olan Haşmet Topaloğlu ile kurdukları ortaklık da bu yolda yönetmeni destekleyici/rahatlatıcı bir işlev üstleniyor. Okumaya devam et

EVDE (Dans la Maison / In the House)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2012 Fransa, 105 dk.
Yönetmen: François Ozon
Oyuncular: Fabrice Luchini, Ernst Umhauer, Kristin Scott Thomas, Emmanuelle Seigner, Denis Ménochet, Bastien Ughetto

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Âşıklar / The Swimmer (1968)
Yönetmen: Frank Perry

ÖNCELİKLE, François Ozon’u üretkenliği nedeniyle kutlamak gerek diye düşünüyoruz. Uzun metraja geçiş yaptığı 1997’den bu yana 15 filme imza atan sinemacı, bu alanda Woody Allen’la yarışabilecek bir noktaya gelmiş gibi görünüyor. Biz, İstanbul Film Festivali’nden sarkan çalışması “Evde”yi (Dans la Maison) izlerken, yönetmenin son hamlesi “Genç ve Güzel” (Jeune et Jolie) de Cannes Film Festivali’nde yarışıyor olacak. Hızına yetişmek zor anlayacağınız!
Her neyse… Meselemiz bu değil tabii, ama Ozon’un bu özelliğini de vurgulamadan geçmeyelim istedik… Yazımızın öznesiyse, yönetmenin bu ay sonunda sinemalara konuk olacak çalışması “Evde”. Ozon, önceki filmlerinde oturttuğu hikaye anlatma geleneğinin etkili bir uzantısına daha kucak açmamızı sağlıyor burada. Edebiyatı da hikayesine malzeme yapan sinemacı, ‘başkalarının hayatı’nı yaşamak (yaşamayı istemek) meselesine özlü bir bakış atıyor sonuç olarak. Okumaya devam et

JAMES BOND

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Doğum Tarihi: 5 Ekim (farklı yıllar) Doğum Yeri: Glencoe, İskoçya
Anne adı: Monique Baba adı: Andrew
Mesleği: Gizli ajan Boyu: 1.83m. Ağırlığı: 76 kg.

“BOND… JAMES BOND…”

“HÜKÜMETLER DEĞİŞİR. YALANLARSA AYNEN KALIR.”

“ÖLÜLERİN İNTİKAMI MESELE EDECEĞİNİ SANMIYORUM.”

“BAYAN ANDERS… GİYİNİKKEN TANIYAMADIM SİZİ.”

Ian Fleming’in 1953’te yarattığı, 1962’den itibaren de beyazperdede boy göstermeye başlayan 007 James Bond, ‘gizli ajan’ konseptine yeni bir yorum getirmesinin ötesinde, ‘zamansız’ özellikleriyle her devrin adamı olmanın üstesinden gelmiş bir karakter. Onu canlandıran aktörlerden bağımsız biçimde yoluna devam eden Bond, ‘iyiyle kötünün bahçesinde’ aynı anda dururken, kadınlar konusundaki iştahıyla da kendine özel bir alan açmayı başarıyor. Süper kahramanlığa meyletmesi de cabası…

GİZLİ ajanlar aleminde onun adını duymayan yoktur; ‘ürkütücü’ bir figür değilse de ‘çekinilesi’ bir adam olduğu kuşku götürmez. Çoğunlukla ‘deliler’le cebelleşir, kendisinin de pek ‘aklı başında’ olduğu söylenemez. Bond’dur adı, James Bond. 007’dir kod adı, İngiliz İstihbarat Örgütü MI6’in ‘yenilip yutulmazı’dır.
Boylu poslu, yakışıklı, sert bakışlı, iyi giyinen, ‘kadınları seven’, dik başlı, az biraz maço, silah ve otomobil tutkunu… James Bond’a dıştan bakıldığında ‘net’ biçimde görünen özellikleri bunlardır. Mizah duygusunun gelişkin olduğunu da yakından tanıdığınızda anlarsınız, ‘şakacı’dır epeyce. Ancak şakalarının muhatabının cinsiyeti önemlidir; muhatap erkekse sertleşir, kadınsa şekerleşir! Buradan kadınlara karşı bir zaafı olduğu anlaşılabilir, ki öyledir. Aslında bu durum, onu Bond yapan en önemli unsur olarak kendini gösterir. Kadınlar onun yanında erirken, o da kadınların yanında ‘aptallaşır’ zaman zaman. Okumaya devam et

1984 (Nineteen Eighty-Four / 1984)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
1984 İngiltere, 113 dk.
Yönetmen: Michael Radford
Oyuncular: John Hurt, Richard Burton, Suzanna Hamilton, Cyril Cusack, Gregor Fisher, James Walker, Andrew Wilde

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Değişen Dünyanın İnsanları / Fahrenheit 451 (1966)
Yönetmen: François Truffaut

GEORGE Orwell ya da gerçek adıyla Eric Arthur Blair, ortaya koyduğu iki eserle 20. yüzyıl edebiyatını derinden etkilemiş devasa bir yazardır kuşkusuz. Yalnızca edebiyat dünyasını değil, sanatın bütün alanlarını ve popüler kültürü etkisi altına almış olan ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ (Nineteen Eighty-Four) ve ‘Hayvan Çiftliği’yle (Animal Farm) otoriteyle alıp veremediklerini sayfalara döken yazar, 46 buçuk yıllık kısa hayatına iki -her açıdan- kilometre taşı sığdırmayı başarmıştır anlayacağınız.
Geçtiğimiz haftalarda gene bu sayfalarda mesele ettiğimiz Ray Bradbury romanı ‘Fahrenheit 451’le yakın akrabalığı bulunan ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’, 1949’daki ilk yayımlanışından bu yana ‘distopya’nın edebiyattaki zirvesi olarak kabul görür, ki yıllar geçtikçe değerinin daha da yükseldiğiyse bir gerçektir. Orwell’in sömürgeci zihniyeti yakından görmüş, yaşamış olmasının getirdiği otorite karşıtlığını merkeze oturtan bu roman, bu bakışını ‘umutlu’ bir söylemle taçlandırmak yerine oldukça karamsar bir tablo çizer bize. Okumaya devam et

PRESS

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 5/10
2010 Türkiye, 100 dk.
Yönetmen: Sedat Yılmaz
Oyuncular: Aram Dildar, Engin Emre Değer, Asiye Dinçsoy, Sezgin Cengiz, Kadim Yaşar, Bilal Bulut, Tayfur Aydın, Mahmut Gökgöz

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Veronica Guerin: Ejderin Peşinde / Veronica Guerin (2003)
Yönetmen: Joel Schumacher

BAZI filmler vardır, kendilerini ‘ajitasyon’ desteğiyle var ederler, seslerini bu yolla duyururlar. Bunlarda ‘hassas’ içeriğin gücünden ziyade ‘şekilcilik’ hakimdir, birçok şey gözümüzün içine sokularak anlatılır… Öte yandan benzer içeriklere sahip olmalarına karşın, bunları at gözlüğüyle yansıtmayan filmler de vardır. İçeriğin gücünü bu filmlerde daha yoğun biçimde hissederiz, bağıran çağıran bir üslupla hareket etmeseler de. Okumaya devam et

YABAN ÇİLEKLERİ (Smultronstället / Wild Strawberries)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , ,


Not: 9/10
1957 İsveç, 91 dk.
Yönetmen: Ingmar Bergman
Oyuncular: Victor Sjöström, Bibi Andersson, Ingrid Thulin, Gunnar Björnstrand, Jullan Kindahl, Folke Sundquist

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Yaşamak / Ikiru (1952)
Yönetmen: Akira Kurosawa

VAROLUŞUN sorgulanması meselesi, Ingmar Bergman filmlerinin temellerinden birini oluşturur; bu dünyada kapladığımız yerin anlam (anlamsızlık) ve önemi (önemsizlik) üzerine kafa yormaktan bıkıp usanmayan sinemacı, din ve ahlak olgularını da işin içine sokarak yaptığı bu sorgulamada karakterlerini epeyce yıpratır, deyim yerindeyse pestilini çıkarır onların.
“Yaban Çilekleri” (Smultronstället), bu açıdan bakıldığında Bergman filmografisinin birkaç zirvesinden biri olarak kabul edilebilir. Temelde bir yol filmi havası taşır bu çalışma; meslekteki 50. yılının kutlanacağı törene doğru arabasıyla yola koyulan bir profesörün hayatta durduğu yeri sorgulamasıdır anlatılan. Yanında oğluyla problemler yaşayan gelini olduğu halde çıktığı bu yolculukta rastladığı üç genci de arabasına alan kahramanımız, bir yandan da düşler aracılığıyla geçmişine döner ve hızla uçup giden hayatının ‘beyhudeliği’yle yüzleşir… Okumaya devam et

ÖLÜMCÜL TAKİP (Chugyeogja / The Chaser)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 10/10
2008 Güney Kore, 125 dk.
Yönetmen: Na Hong-Jin
Oyuncular: Kim Yoon-Seok, Ha Jung-Woo, Seo Yeong-Hie, Kim Yoo-Jeong, Jeong In-Gi, Park Hyo-Ju, Ko Bon-Woong

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Şeytanı Gördüm / Ang-ma-reul Bo-at-da (2010)
Yönetmen: Kim Jee-Woon

BİR seri katil filminden ne beklersiniz? Sanıyoruz, öncelikle filmi seri katilin gözünden izlemiyorsak onun uzun bir süre gizlenmesini, üzerindeki ‘esrar perdesi’nin kalından şeffafa doğru şekil almasını ve finalde de kendini ‘iyi’ ya da ‘kötü’ bir biçimde açığa çıkarmasını (ya da çıkarılmasını) beklersiniz. En azından biz bunu umarız, bize ‘öğretilen’ seri katil filmi formülünün ışığında.
Güney Kore’den gelen Na Hong-Jin imzalı ilk film çalışması “Ölümcül Takip”se (Chugyeogja), beynimize iyice nakşolunan bu formülü tersyüz eden bir seri katil filmi. Hikâyenin hemen başlarında kendini açığa çıkaran, hatta polise teslim olup katil olduğunu itiraf eden bir seri katil tiplemesi var burada. Yönetmen Na Hong-Jin, kendisinin de içlerinde olduğu üç kişilik bir ekibin elinden çıkan mükemmel senaryonun izini takip ederken, derdinin seri katilin gizemi olmadığını baştan söylemiş oluyor böylece. Okumaya devam et

YAMAN TİLKİ (Fantastic Mr. Fox)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2009 ABD-İngiltere, 87 dk.
Yönetmen: Wes Anderson
Seslendirenler: George Clooney, Meryl Streep, Jason Schwartzman, Bill Murray, Wally Wolodarsky, Eric Anderson, Michael Gambon, Willem Dafoe, Owen Wilson, Jarvis Cocker, Wes Anderson

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Köpek Adası / Isle of Dogs (2018)
Yönetmen: Wes Anderson

ROALD Dahl’ı ‘büyüklere masallar’ yazarı olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırız. Sinema sanatıyla her daim içli dışlı olan bu yazar, temelde çocuk edebiyatı içinde kendine yer bulsa da eserlerinde daha çok ‘büyükler’ için mesajlar verip insanoğlunun kimi defolarına eğilmekten geri duramaz. Onun beyazperdedeki en ‘popüler’ yansıması “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” (Charlie And The Chocolate Factory) olsa da, “Yaman Tilki” de ‘şöhret’ konusunda ondan aşağı kalmayacak belli ki.
Masalımız şöyle… Kahramanımız Bay Tilki, doğası gereği tavuk hırsızlığıyla geçimini sağlayan bir aile babasıdır. Karısına verdiği söz üzerine bu işi bırakıp gazeteciliğe başlar. Ancak satın aldığı ağaç evin karşısında oturan üç güçlü ve ‘kötü’ adamın ‘dokunulmazlığı’ onu kışkırtır, son bir kez hırsızlık yapmaya karar verir. Bunun sonuçlarıysa yerin altını mesken edinmiş bütün hayvanların kaderini çizecektir. Savaş başlamıştır ve bunun geri dönüşü yoktur… Okumaya devam et

PARIS, TEXAS

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , ,


Not: 10/10
1984 Batı Almanya-Fransa-İngiltere, 145 dk.
Yönetmen: Wim Wenders
Oyuncular: Harry Dean Stanton, Nastassja Kinski, Dean Stockwell, Aurore Clément, Hunter Carson

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Gerry (2002)
Yönetmen: Gus Van Sant

BİR zamanlar ‘Yeni Alman Sineması’ diye anılan akımın içinde önemli bir konuma sahip olan Wim Wenders’in kaybolmak, bulmak (bulunmak), unutmak (hatırlamak) ve paylaşmak üzerine benzerine az rastlanır bir yoğunlukla kimliklenen filmi Paris, Texas, yitip gitmenin kimi zaman kaçınılmaz olduğu bir ruh halinin yansıması. Sam Shepard’ın senaryosunun izini mükemmel bir anlatım geleneğiyle takip eden Wenders, uçup giden geçmişin yeniden ve tokat gibi yolumuza çıktığı anların şiirini yazıyor filmiyle. Okumaya devam et

DÖNÜŞ YOK (Irréversible / Irreversible)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2002 Fransa, 97 (99) dk.
Yönetmen: Gaspar Noé
Oyuncular: Monica Bellucci, Vincent Cassel, Albert Dupontel, Jo Prestia, Philippe Nahon, Stéphane Drouot, Jean-Louis Costes, Michel Gondoin, Mourad Khima

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Cani / Monster (2003)
Yönetmen: Patty Jenkins

HAYATIMIZ boyunca o kadar çok ‘hata’ yapıyor, pişmanlık duyduğumuz ya da duyacağımız o kadar çok eylemde bulunuyoruz ki, zaman zaman geriye dönüp onları ‘düzeltmek’ ya da yapmamış olmak için önüne geçilmez bir istekle yanıp tutuşuyoruz. Ve bunun hiçbir zaman olamayacağını bilsek de duygularımızı frenlemeyi başaramıyoruz, tıpkı o hataları yaptığımız anlarda olduğu gibi. H.G. Wells’in ‘Zaman Makinesi’ne binip geçmişin yanlışlarını ‘doğru’ya dönüştürme isteğine gem vurmak mümkün olmuyor ne yazık ki…
Biçeme dönük tartışmaların odağında duran bir isim olan Gaspar Noé’nin, kimi sahneleriyle ‘rahatsız edici’ göründüğü, öte yandan insan denen ‘hayvansal içgüdüleri bastırılmış yaratık’ın gerçek yüzünü resmeden filmi ‘Dönüş Yok’ (Irréversible), işte tam da bu noktada duruyor ve dönüşün olanaksızlığını somutlayan çizginin ‘yaratıcısı’ olarak belleklerimizdeki yerini alıyor, hiç çıkmamacasına… Okumaya devam et

ANNEM HAKKINDA HER ŞEY (Todo Sobre Mi Madre / All About My Mother)

Öne Çıkan

Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
1999 İspanya-Fransa, 101 dk.
Yönetmen: Pedro Almodóvar
Oyuncular: Cecilia Roth, Marisa Paredes, Candela Peña, Antonia San Juan, Penélope Cruz, Rosa Maria Sardà, Fernando Fernán Gómez

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Acı ve Zafer / Dolor y Gloria (2019)
Yönetmen: Pedro Almodóvar

ANTONIO Banderas’ın dünyaya açılmasını sağlayan 1990 yapımı Atame!’nin (Bağla Beni) Türkiye’de gösterime girmesiyle bir anda ülkemiz semalarında da “keşfedilen” İspanyol sinemasının “haşarı çocuğu” Pedro Almodóvar, daha sonraki yıllarda hem ticari sinemalar hem de İstanbul Film Festivali aracılığıyla geniş kitlelere ulaşma imkanı buldu. Yönetmenin önceki filmleri, festivalde izleyicilere sunulurken, yeni filmleri de ticari sinemaların programına alınır oldu.
Almodóvar’ın Oscar töreninden “en iyi yabancı film” ödülüyle döndüğü, Felix, Altın Küre, César gibi diğer büyük ödülleri de müzesine götürdüğü, 19. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterilen son harikası Todo Sobre mi Madre (Annem Hakkında Her Şey) de önceki Almodóvar filmlerinin kaderini paylaştı ve ticari gösterim şansını buldu. Okumaya devam et

2019’UN EN İYİ 50 FİLMİ

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


1.
AYNA (Zerkalo / The Mirror)
1975 Sovyetler Birliği, 107 dk.
Yönetmen: Andrei Tarkovsky

2.
İZ SÜRÜCÜ (Stalker)
1979 Sovyetler Birliği, 162 dk.
Yönetmen: Andrei Tarkovsky

3.
ÖLÜ ADAM (Dead Man)
1995 ABD-Almanya-Japonya, 121 dk.
Yönetmen: Jim Jarmusch

4.
SOLARIS (Solyaris / Solaris)
1972 Sovyetler Birliği, 167 dk.
Yönetmen: Andrei Tarkovsky

5.
PARAZİT (Gisaengchung / Parasite)
2019 Güney Kore, 132 dk.
Yönetmen: Bong Joon-Ho

6.
JOKER
2019 ABD-Kanada, 122 dk.
Yönetmen: Todd Phillips

7.
BİR ZAMANLAR… HOLLYWOOD’DA (Once Upon a Time… In Hollywood)
2019 ABD-İngiltere-Çin, 161 dk.
Yönetmen: Quentin Tarantino

8.
ACI VE ZAFER (Dolor y Gloria / Pain and Glory)
2019 İspanya-Fransa, 113 dk.
Yönetmen: Pedro Almodóvar

9.
ŞÜPHE (Beoning / Burning)
2018 Güney Kore-Japonya, 148 dk.
Yönetmen: Lee Chang-Dong

10.
ARAKÇILAR (Manbiki Kazoku / Shoplifters)
2018 Japonya, 121 dk.
Yönetmen: Hirokazu Koreeda

11.
DOGMAN
2018 İtalya-Fransa, 103 dk.
Yönetmen: Matteo Garrone

12.
SISTERS BİRADERLER (Les Frères Sisters / The Sisters Brothers)
2018 Fransa-İspanya-Romanya-Belçika-ABD, 122 dk.
Yönetmen: Jacques Audiard

13.
MUTLU LAZZARO (Lazzaro Felice / Happy as Lazzaro)
2018 İtalya-İsviçre-Fransa-Almanya, 128 dk.
Yönetmen: Alice Rohrwacher

14.
ALEV ALMIŞ BİR GENÇ KIZIN PORTRESİ
(Portrait de la Jeune Fille en Feu / Portrait of a Lady on Fire)
2019 Fransa, 121 dk.
Yönetmen: Céline Sciamma

15.
VAN GOGH: SONSUZLUĞUN KAPISINDA (At Eternity’s Gate)
2018 İrlanda-İsviçre-İngiltere-Fransa-ABD, 111 dk.
Yönetmen: Julian Schnabel

16.
LAUREL İLE HARDY (Stan & Ollie)
2018 İngiltere-Kanada-ABD, 98 dk.
Yönetmen: Jon S. Baird

17.
GÖRÜLMÜŞTÜR (Passed by Censor)
2019 Türkiye-Almanya-Fransa, 96 dk.
Yönetmen: Serhat Karaaslan

18.
SARAYIN GÖZDESİ (The Favourite)
2018 İrlanda-İngiltere-ABD, 119 dk.
Yönetmen: Yorgos Lanthimos

19.
SAVAŞTA KADIN (Kona Fer í Stríð / Woman at War)
2018 İzlanda-Fransa-Ukrayna, 101 dk.
Yönetmen: Benedikt Erlingsson

20.
GÜN BATIMI (Napszállta / Sunset)
2018 Macaristan-Fransa, 142 dk.
Yönetmen: László Nemes

21.
KÜL EN SAF BEYAZDIR (Jiang Hu Er Nü / Ash Is Purest White)
2018 Çin-Fransa-Japonya, 136 dk.
Yönetmen: Jia Zhangke

22.
SADIK BİR ADAM (L’Homme Fidèle / A Faithful Man)
2018 Fransa, 75 dk.
Yönetmen: Louis Garrel

23.
VOX LUX
2018 ABD, 114 dk.
Yönetmen: Brady Corbet

24.
YÜZLEŞME (Grâce à Dieu / By the Grace of God)
2018 Fransa-Belçika, 137 dk.
Yönetmen: François Ozon

25.
ELVEDA OĞLUM (Di Jiu Tian Chang / So Long, My Son)
2019 Çin, 185 dk.
Yönetmen: Wang Xiaoshuai

26.
İMGELER VE SÖZCÜKLER (Le Livre d’Image / The Image Book)
2018 İsviçre-Fransa, 84 dk.
Yönetmen: Jean-Luc Godard

27.
KIZ (Girl)
2018 Belçika-Hollanda, 105 dk.
Yönetmen: Lukas Dhont

28.
YANGIN YERİ (Wildlife)
2018 ABD, 105 dk.
Yönetmen: Paul Dano

29.
DESTROYER
2018 ABD, 121 dk.
Yönetmen: Karyn Kusama

30.
KEFERNAHUM (Capharnaüm / Capernaum)
2018 Lübnan-Fransa-ABD-Kıbrıs-Katar, 126 dk.
Yönetmen: Nadine Labaki

31.
İSKOÇYA KRALİÇESİ MARY (Mary Queen of Scots)
2018 İngiltere-ABD, 124 dk.
Yönetmen: Josie Rourke

32.
SINIR (Gräns / Border)
2018 İsveç-Danimarka, 110 dk.
Yönetmen: Ali Abbasi

33.
KÜÇÜK ŞEYLER (La Belle Indifference)
2019 Türkiye, 94 dk.
Yönetmen: Kıvanç Sezer

34.
AMERİKAN SOYGUNU (American Animals)
2018 İngiltere-ABD, 116 dk.
Yönetmen: Bart Layton

35.
İHTİYAR ADAM VE SİLAH (The Old Man & The Gun)
2018 ABD, 93 dk.
Yönetmen: David Lowery

36.
ROCKETMAN
2019 İngiltere-Kanada-ABD, 121 dk.
Yönetmen: Dexter Fletcher

37.
YUVA
2019 Türkiye, 119 dk.
Yönetmen: Emre Yeksan

38.
GÜZEL OĞLUM (Beautiful Boy)
2018 ABD, 120 dk.
Yönetmen: Felix van Groeningen

39.
COLETTE
2018 İngiltere-ABD-Fransa-Macaristan-Hollanda, 111 dk.
Yönetmen: Wash Westmoreland

40.
YESTERDAY
2019 İngiltere-Rusya-Çin-Japonya, 116 dk.
Yönetmen: Danny Boyle

41.
TOLKIEN
2019 ABD, 112 dk.
Yönetmen: Dome Karukoski

42.
SİBEL
2018 Türkiye-Fransa-Almanya-Lüksemburg, 95 dk.
Yönetmenler: Çağla Zencirci & Guillaume Giovanetti

43.
KÜÇÜK KARDEŞİM MIRAI (Mirai no Mirai / Mirai)
2018 Japonya, 98 dk.
Yönetmen: Mamoru Hosoda

44.
ALITA: SAVAŞ MELEĞİ (Alita: Battle Angel)
2019 ABD, 122 dk.
Yönetmen: Robert Rodriguez

45.
CAPTAIN MARVEL
2019 ABD-Avustralya, 123 dk.
Yönetmenler: Anna Boden & Ryan Fleck

46.
ALTIN ELDİVEN (Der Goldene Handschuh / The Golden Glove)
2019 Almanya-Fransa, 115 dk.
Yönetmen: Fatih Akın

47.
HIGH LIFE
2018 İngiltere-Fransa-Almanya-Polonya, 113 dk.
Yönetmen: Claire Denis

48.
RİTÜEL (Midsommar)
2019 ABD-İsveç-Macaristan, 147 dk.
Yönetmen: Ari Aster

49.
ASLA GÖZLERİNİ KAÇIRMA (Werk Ohne Autor / Never Look Away)
2018 Almanya-İtalya, 189 dk.
Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck

50.
İSTİLA ALTINDA (Captive State)
2019 ABD, 109 dk.
Yönetmen: Rupert Wyatt


Joaquin Phoenix (Joker)

EN İYİ 100 FİLM (2000-2019)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


1.
AŞK ZAMANI (Faa Yeung Nin Wa / In the Mood for Love)
2000 Hong Kong-Çin, 98 dk.
Yönetmen: Wong Kar-Wai

2.
YERALTI PEYGAMBERİ (Un Prophète / A Prophet)
2009 Fransa-İtalya, 155 dk.
Yönetmen: Jacques Audiard

3.
ÖLÜMCÜL TAKİP (Chugyeogja / The Chaser)
2008 Güney Kore, 125 dk.
Yönetmen: Na Hong-Jin

4.
CAROL
2015 İngiltere-ABD, 118 dk.
Yönetmen: Todd Haynes

5.
HAYAT VAR (My Only Sunshine)
2008 Türkiye-Yunanistan-Bulgaristan, 121 dk.
Yönetmen: Reha Erdem

6.
SİL BAŞTAN (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)
2004 ABD, 108 dk.
Yönetmen: Michel Gondry

7.
KILL BILL: VOLUME 2 (Kill Bill: Vol. 2)
2004 ABD, 137 dk.
Yönetmen: Quentin Tarantino

8.
İLKBAHAR, YAZ, SONBAHAR, KIŞ… VE İLKBAHAR
(Bom Yeoreum Gaeul Gyeoul Geurigo Bom /
Spring, Summer, Fall, Winter… And Spring)

2003 Güney Kore-Almanya, 103 dk.
Yönetmen: Kim Ki-Duk

9.
HUGO
2011 İngiltere-ABD-Fransa, 126 dk.
Yönetmen: Martin Scorsese

10.
KADER (Destiny)
2006 Türkiye-Yunanistan, 103 dk.
Yönetmen: Zeki Demirkubuz

11.
MEYDAN (Al Midan / The Square)
2013 İngiltere-Mısır-ABD, 108 dk.
Yönetmen: Jehane Noujaim

12.
ÖMRÜMÜZDEN BİR SENE (Another Year)
2010 İngiltere, 129 dk.
Yönetmen: Mike Leigh

13.
ORADA OLMAYAN ADAM (The Man Who Wasn’t There)
2001 İngiltere-ABD, 116 dk.
Yönetmenler: Joel & Ethan Coen

14.
EVLİLİK HİKAYESİ (Marriage Story)
2019 İngiltere-ABD, 136 dk.
Yönetmen: Noah Baumbach

15.
BAŞSIZ KADIN (La Mujer sin Cabeza / The Headless Woman)
2008 Arjantin-Fransa-İtalya-İspanya, 87 dk.
Yönetmen: Lucrecia Martel

16.
PARAZİT (Gisaengchung / Parasite)
2019 Güney Kore, 132 dk.
Yönetmen: Bong Joon-Ho

17.
TOPRAĞIN TUZU (The Salt of the Earth)
2014 Fransa-Brezilya-İtalya, 110 dk.
Yönetmenler: Wim Wenders & Juliano Ribeiro Salgado

18.
KONUŞ ONUNLA (Hable con Ella / Talk to Her)
2002 İspanya, 112 dk.
Yönetmen: Pedro Almodóvar

19.
KARANLIK SULAR (Honogurai Mizu No Soko Kara / Dark Water)
2002 Japonya, 101 dk.
Yönetmen: Hideo Nakata

20.
BEBEKLER (Dolls)
2002 Japonya, 114 dk.
Yönetmen: Takeshi Kitano

21.
TEPELERİN ARDINDA (Dupa Dealuri / Beyond the Hills)
2012 Romanya-Fransa-Belçika, 152 dk.
Yönetmen: Cristian Mungiu

22.
PAN’IN LABİRENTİ (El Laberinto del Fauno / Pan’s Labyrinth)
2006 Meksika-İspanya, 118 dk.
Yönetmen: Guillermo del Toro

23.
NERUDA
2016 Şili-Arjantin-Fransa-İspanya-ABD, 107 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín

24.
BİR KONUŞABİLSE… (Lost in Translation)
2003 ABD-Japonya, 102 dk.
Yönetmen: Sofia Coppola

25.
BİR RÜYA İÇİN AĞIT (Requiem for a Dream)
2000 ABD, 102 dk.
Yönetmen: Darren Aronofsky

26.
KORKAK ROBERT FORD’UN JESSE JAMES SUİKASTI
(The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford)

2007 ABD-Kanada-İngiltere, 160 dk.
Yönetmen: Andrew Dominik

27.
AKIL DEFTERİ (Memento)
2000 ABD, 113 dk.
Yönetmen: Christopher Nolan

28.
SONBAHAR (Autumn)
2008 Türkiye-Almanya, 99 dk.
Yönetmen: Özcan Alper

29.
KARANLIKTA DANS (Dancer in the Dark)
2000 Danimarka-Almanya-Hollanda-İtalya-ABD-İngiltere-Fransa-
İsveç-Finlandiya-İzlanda-Arjantin-Norveç-Tayvan-Belçika, 140 dk.

Yönetmen: Lars von Trier

30.
İHTİYAR DELİKANLI (Oldeuboi / Oldboy)
2003 Güney Kore, 120 dk.
Yönetmen: Park Chan-Wook

31.
KEVIN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ (We Need to Talk About Kevin)
2011 İngiltere-ABD, 112 dk.
Yönetmen: Lynne Ramsay

32.
KARANLIK YOLCULUK (Donnie Darko)
2001 ABD, 113 dk.
Yönetmen: Richard Kelly

33.
HAYALLERİN PEŞİNDE (Revolutionary Road)
2008 ABD-İngiltere, 119 dk.
Yönetmen: Sam Mendes

34.
BENCİL DEV (The Selfish Giant)
2013 İngiltere, 91 dk.
Yönetmen: Clio Barnard

35.
AŞK (Her)
2013 ABD, 126 dk.
Yönetmen: Spike Jonze

36.
KIRMIZI BALON’UN YOLCULUĞU
(Le Voyage du Ballon Rouge / Flight of the Red Balloon)

2007 Fransa-Tayvan, 115 dk.
Yönetmen: Hou Hsiao-Hsien

37.
21 GRAM (21 Grams)
2003 ABD, 124 dk.
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu

38.
ÜÇ MAYMUN (Three Monkeys)
2008 Türkiye-Fransa-İtalya, 109 dk.
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

39.
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ: KRALIN DÖNÜŞÜ
(The Lord of the Rings: The Return of the King)

2003 Yeni Zelanda-ABD, 201 dk.
Yönetmen: Peter Jackson

40.
SİYAH KUĞU (Black Swan)
2010 ABD, 108 dk.
Yönetmen: Darren Aronofsky

41.
GÜNAH ŞEHRİ (Sin City)
2005 ABD, 124 dk.
Yönetmenler: Frank Miller & Robert Rodriguez

42.
İTİRAF (The Confession)
2002 Türkiye, 100 dk.
Yönetmen: Zeki Demirkubuz

43.
GECE HAYVANLARI (Nocturnal Animals)
2016 ABD, 116 dk.
Yönetmen: Tom Ford

44.
BEŞ VAKİT (Times and Winds)
2006 Türkiye, 111 dk.
Yönetmen: Reha Erdem

45.
MATRIX REVOLUTIONS (The Matrix Revolutions)
2003 ABD, 129 dk.
Yönetmenler: Lana & Lilly Wachowski

46.
KOCA DÜNYA (Big Big World)
2016 Türkiye, 101 dk.
Yönetmen: Reha Erdem

47.
RUS HAZİNE SANDIĞI (Russkiy Kovcheg / Russian Ark)
2002 Rusya-Almanya-Japonya-Kanada-Finlandiya-Danimarka, 99 dk.
Yönetmen: Aleksandr Sokurov

48.
BOŞ EV (Bin-Jip / 3-Iron)
2004 Güney Kore-Japonya, 88 dk.
Yönetmen: Kim Ki-Duk

49.
ELVEDA SİNEMA (Bu San / Good Bye, Dragon Inn)
2003 Tayvan, 82 dk.
Yönetmen: Tsai Ming-Liang

50.
KAN DÖKÜLECEK (There Will Be Blood)
2007 ABD, 158 dk.
Yönetmen: Paul Thomas Anderson

51.
AÇLIK (Hunger)
2008 İrlanda-İngiltere, 96 dk.
Yönetmen: Steve McQueen

52.
PHANTOM THREAD
2017 ABD-İngiltere, 130 dk.
Yönetmen: Paul Thomas Anderson

53.
BİR AYRILIK (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation)
2011 İran-Fransa, 123 dk.
Yönetmen: Asghar Farhadi

54.
ASLI GİBİDİR (Copie Conforme / Certified Copy)
2010 Fransa-İtalya-Belçika-İran, 106 dk.
Yönetmen: Abbas Kiarostami

55.
İKİ GÜN VE BİR GECE (Deux Jours, Une Nuit / Two Days, One Night)
2014 Belçika-Fransa-İtalya, 95 dk.
Yönetmenler: Jean-Pierre & Luc Dardenne

56.
ÖLDÜRME EYLEMİ (The Act of Killing)
2012 İngiltere-Danimarka-Norveç, 117 dk.
Yönetmen: Joshua Oppenheimer

57.
KARANLIK ARMONİLER
(Werckmeister Harmóniák / Werckmeister Harmonies)

2000 Macaristan-İtalya-Almanya-Fransa, 145 dk.
Yönetmen: Béla Tarr

58.
MORG GÖREVLİSİ (Post Mortem)
2010 Şili-Meksika, 98 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín

59.
PRENSES KAGUYA MASALI
(Kaguyahime No Monogatari / The Tale of the Princess Kaguya)

2013 Japonya, 137 dk.
Yönetmen: Isao Takahata

60.
UZAK (Distant)
2002 Türkiye, 110 dk.
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

61.
DÜŞLER DİYARI (Beasts of the Southern Wild)
2012 ABD, 93 dk.
Yönetmen: Benh Zeitlin

62.
ZODIAC
2007 ABD, 157 dk.
Yönetmen: David Fincher

63.
PARAMPARÇA: AŞKLAR-KÖPEKLER (Amores Perros / Love Dogs)
2000 Meksika, 154 dk.
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu

64.
MUHTEŞEM GÜZELLİK (La Grande Bellezza / The Great Beauty)
2013 İtalya-Fransa, 141 dk.
Yönetmen: Paolo Sorrentino

65.
BEYAZ BANT
(Das Weiße Band: Eine Deutsche Kindergeschichte / The White Ribbon)

2009 Almanya-Avusturya-Fransa-İtalya-Kanada, 144 dk.
Yönetmen: Michael Haneke

66.
HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN (You Were Never Really Here)
2017 İngiltere-Fransa-ABD, 89 dk.
Yönetmen: Lynne Ramsay

67.
HAKLI İNTİKAM (Boksuneun Naui Geot / Sympathy for Mr. Vengeance)
2002 Güney Kore, 129 dk.
Yönetmen: Park Chan-Wook

68.
MULHOLLAND ÇIKMAZI (Mulholland Dr.)
2001 Fransa-ABD, 147 dk.
Yönetmen: David Lynch

69.
İÇİMDEKİ YANGIN (Incendies)
2010 Kanada-Fransa, 131 dk.
Yönetmen: Denis Villeneuve

70.
KILL BILL: VOLUME 1 (Kill Bill: Vol. 1)
2003 ABD-Japonya, 111 dk.
Yönetmen: Quentin Tarantino

71.
YARATIK (Gwoemul / The Host)
2006 Güney Kore, 120 dk.
Yönetmen: Bong Joon-Ho

72.
KUTSAL MOTORLAR (Holy Motors)
2012 Fransa-Almanya, 115 dk.
Yönetmen: Leos Carax

73.
SPOTLIGHT
2015 ABD, 129 dk.
Yönetmen: Tom McCarthy

74.
TURİST (Turist / Force Majeure)
2014 İsveç-Fransa-Norveç-Danimarka, 120 dk.
Yönetmen: Ruben Östlund

75.
KİRLİ İŞLER (Mou Gaan Dou / Infernal Affairs)
2002 Hong Kong, 101 dk.
Yönetmenler: Andrew Lau & Alan Mak

76.
TEK BAŞINA BİR ADAM (A Single Man)
2009 ABD, 99 dk.
Yönetmen: Tom Ford

77.
KIRIK ÇEMBER (The Broken Circle Breakdown)
2012 Belçika-Hollanda, 111 dk.
Yönetmen: Felix van Groeningen

78.
HAYATA UYANMAK (Waking Life)
2001 ABD, 99 dk.
Yönetmen: Richard Linklater

79.
İKİNCİ NEFES (Le Deuxième Souffle / The Second Wind)
2007 Fransa, 155 dk.
Yönetmen: Alain Corneau

80.
DÖNÜŞ (Vozvrashchenie / The Return)
2003 Rusya, 110 dk.
Yönetmen: Andrey Zvyagintsev

81.
KATİL ICHI (Koroshiya 1 / Ichi the Killer)
2001 Japonya, 129 dk.
Yönetmen: Takashi Miike

82.
KARANLIK SIRLAR (Janghwa, Hongryeon / A Tale of Two Sisters)
2003 Güney Kore, 115 dk.
Yönetmen: Kim Jee-Woon

83.
TEPENİN ARDI (Beyond the Hill)
2012 Türkiye-Yunanistan, 94 dk.
Yönetmen: Emin Alper

84.
ÖRÜMCEK (Spider)
2002 Kanada-İngiltere-Fransa, 98 dk.
Yönetmen: David Cronenberg

85.
AŞK VE KÜLLER (Blue Valentine)
2010 ABD, 112 dk.
Yönetmen: Derek Cianfrance

86.
HİZMETÇİ (Ah-ga-ssi / The Handmaiden)
2016 Güney Kore, 145 dk.
Yönetmen: Park Chan-Wook

87.
ANANI DA! (Y Tu Mamá También / And Your Mother Too)
2001 Meksika, 106 dk.
Yönetmen: Alfonso Cuarón

88.
DÖNÜŞ YOK (Irréversible / Irreversible)
2002 Fransa, 97 dk.
Yönetmen: Gaspar Noé

89.
ALACAKARANLIK SAMURAYI (Tasogare Seibei / The Twilight Samurai)
2002 Japonya, 129 dk.
Yönetmen: Yôji Yamada

90.
FRANTZ
2016 Fransa-Almanya, 113 dk.
Yönetmen: François Ozon

91.
AY IŞIĞI (Moonlight)
2016 ABD, 111 dk.
Yönetmen: Barry Jenkins

92.
CİNAYET GÜNLÜĞÜ (Salinui Chueok / Memories of Murder)
2003 Güney Kore, 131 dk.
Yönetmen: Bong Joon-Ho

93.
KARANLIKTAN AYDINLIĞA (Post Tenebras Lux / Light After Darkness)
2012 Meksika-Fransa-Hollanda-Almanya, 115 dk.
Yönetmen: Carlos Reygadas

94.
NO
2012 Şili-Fransa-Meksika-ABD, 118 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín

95.
VICE
2018 ABD, 132 dk.
Yönetmen: Adam McKay

96.
GİR KANIMA (Låt den Rätte Komma In / Let the Right One In)
2008 İsveç, 114 dk.
Yönetmen: Tomas Alfredson

97.
ÇOCUKLUK (Boyhood)
2014 ABD, 165 dk.
Yönetmen: Richard Linklater

98.
BİTMEYEN YÜRÜYÜŞ (Aruitemo Aruitemo / Still Walking)
2008 Japonya, 115 dk.
Yönetmen: Hirokazu Koreeda

99.
EN ŞİDDETLİ SENE (A Most Violent Year)
2014 Birleşik Arap Emirlikleri-ABD, 125 dk.
Yönetmen: J.C. Chandor

100.
İRLANDALI (The Irishman)
2019 ABD, 209 dk.
Yönetmen: Martin Scorsese


Tahar Rahim, Niels Arestrup (Yeraltı Peygamberi)

SEN

Etiketler

,

Varlığınla nefesim oldun,
Yokluğunla da…

KENDİME 20 ÖNERİ (38. İstanbul Film Festivali)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


HIGH LIFE
2018 Almanya-Fransa-İngiltere-Polonya-ABD, 110 dk.
Yönetmen: Claire Denis

LANETLİ KUMAŞ (In Fabric)
2018 İngiltere, 118 dk.
Yönetmen: Peter Strickland

DİĞERLERİNİN SESSİZLİĞİ
(El Silencio de Otros / The Silence of Others)

2018 ABD-İspanya-Kanada-Fransa, 96 dk.
Yönetmenler: Robert Bahar, Almudena Carracedo

FAİLİ MEÇHUL (Cold Case Hammarskjöld)
2019 Danimarka-Norveç-İsveç-Belçika, 128 dk.
Yönetmen: Mads Brügger

MEMORY (Memory: The Origins of Alien)
2019 ABD, 95 dk.
Yönetmen: Alexandre O. Philippe

ODA HİZMETÇİSİ (La Camarista / The Chambermaid)
2018 Meksika, 102 dk.
Yönetmen: Lila Avilés

İSVİÇRELİ CHRIS (Chris the Swiss)
2018 İsviçre, 90 dk.
Yönetmen: Anja Kofmel

AETHER
2019 İtalya-Türkiye, 82 dk.
Yönetmen: Rûken Tekeş

ADALETSİZ (Dragged Across Concrete)
2018 Kanada-ABD, 159 dk.
Yönetmen: S. Craig Zahler

KAZI (The Dig)
2018 İngiltere-İrlanda, 97 dk.
Yönetmenler: Andy Tohill, Ryan Tohill

AĞAÇLARDAN BAHSETMEK (Talking About Trees)
2019 Fransa-Sudan-Çad, 90 dk.
Yönetmen: Suhaib Gasmelbari

YÜZLEŞME (Grâce à Dieu / By the Grace of God)
2018 Fransa-Belçika, 137 dk.
Yönetmen: François Ozon

ÜÇÜNCÜ EŞ (The Third Wife)
2018 Vietnam, 96 dk.
Yönetmen: Ash Mayfair

BU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR (This Changes Everything)
2018 ABD, 97 dk.
Yönetmen: Tom Donahue

BİR GÜN (Egy Nap / One Day)
2018 Macaristan, 99 dk.
Yönetmen: Zsófia Szilágyi

RÜZGAR (The Wind)
2018 ABD, 86 dk.
Yönetmen: Emma Tammi

ÖLÜLER VE DİĞERLERİ
(Chuva é Cantoria na Aldeia dos Mortos / The Dead and the Others)

2018 Portekiz-Brezilya, 114 dk.
Yönetmenler: Renée Nader Messora, João Salaviza

MONROVIA, INDIANA
2018 ABD, 143 dk.
Yönetmen: Frederick Wiseman

NEHİR KIYISINDAKİ OTEL
(Gangbyeon Hotel / Hotel by the River)

2018 Güney Kore, 96 dk.
Yönetmen: Hong Sang-Soo

ALICE T.
2018 Fransa-Romanya-İsveç, 105 dk.
Yönetmen: Radu Muntean