Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2009 ABD-İngiltere, 87 dk.
Yönetmen: Wes Anderson
Seslendirenler: George Clooney, Meryl Streep, Jason Schwartzman, Bill Murray, Wally Wolodarsky, Eric Anderson, Michael Gambon, Willem Dafoe, Owen Wilson, Jarvis Cocker, Wes Anderson

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Köpek Adası / Isle of Dogs (2018)
Yönetmen: Wes Anderson

ROALD Dahl’ı ‘büyüklere masallar’ yazarı olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırız. Sinema sanatıyla her daim içli dışlı olan bu yazar, temelde çocuk edebiyatı içinde kendine yer bulsa da eserlerinde daha çok ‘büyükler’ için mesajlar verip insanoğlunun kimi defolarına eğilmekten geri duramaz. Onun beyazperdedeki en ‘popüler’ yansıması “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” (Charlie And The Chocolate Factory) olsa da, “Yaman Tilki” de ‘şöhret’ konusunda ondan aşağı kalmayacak belli ki.
Masalımız şöyle… Kahramanımız Bay Tilki, doğası gereği tavuk hırsızlığıyla geçimini sağlayan bir aile babasıdır. Karısına verdiği söz üzerine bu işi bırakıp gazeteciliğe başlar. Ancak satın aldığı ağaç evin karşısında oturan üç güçlü ve ‘kötü’ adamın ‘dokunulmazlığı’ onu kışkırtır, son bir kez hırsızlık yapmaya karar verir. Bunun sonuçlarıysa yerin altını mesken edinmiş bütün hayvanların kaderini çizecektir. Savaş başlamıştır ve bunun geri dönüşü yoktur…
Bu hikayeden de anlayacağınız gibi, ‘hırs ve açgözlülük’le başlayıp ‘kin ve intikam’la süren bir ‘savaş’ atmosferine sokuyor bizi film. ‘Serbest vezin’ sinemanın neferlerinden Wes Anderson’ın ilk kez bir animasyon çalışmaya imzasını koymasına vesile olan yapım, onun özellikle son üç filmindeki ‘aile kurumu’nu tersten okuyan tavrının bir uzantısı gibi duruyor.
Öncelikle baş karakter başta olmak üzere bütün karakterlerin bir ‘hesap-kitap’ işi olması, filmin kişilikler üzerinden yürüyen yapısını belirginleştiriyor, onların fikirlerine yoğunlaşmamızı sağlıyor. Bay Tilki’nin ‘doğasına bir saygı duruşunda bulunmak’ bahanesiyle hırsına yenik düşmesi, kurulmuş gibi görünen bütün dengeleri altüst ediyor; Bayan Tilki’nin sağduyulu yapısı, sürekli olarak kocasının hırsını dizginlemek için devreye giriyor; oğulları Ash’in babasına benzeme hevesi, onu olmadık durumların içine çekiyor; kuzen Kristofferson, üstün yeteneklerle donanmış olmasının getirdiği atılganlığının cezasını çekecek gibi oluyor; ‘kötülük timsali’ Sıçan, yanlış tarafı seçmiş olmasının bedelini ağır ödüyor; ‘üç kötü’ (üç B) ise intikam duygusunun getirdiği çöküşten nasipleniyor… Gördüğünüz gibi, bütün karakterlerde bir ‘yanlış hesap sendromu’ göze çarpıyor, mantıktan ziyade duyguların öne çıktığı her durumda batağa saplanmaktan kurtulamıyorlar.
Wes Anderson, Roald Dahl’ın eserini alıp kendi hamuruna katmakta bir sakınca görmüyor burada. Hikayeye şekil verirken zaafları öne çıkarıyor, onların yarattığı kargaşanın etrafında gezinerek filminin ritmini belirliyor. Aile kurumunu yüceltir gibi görünmesine karşın, onun içindeki ‘kılçıklar’la besliyor hikayeyi. Karakterleri serbest bırakıyor, onların hep ‘yanlış tercih’te bulunmasını malzeme yapıyor, sonuçlarının ‘tahrip edici’ boyutuna yöneltiyor ilgisini. Hâl böyle olunca, ‘kırılgan’ bir yapı da kendini gösteriyor ister istemez. Film boyunca yaşanan karmaşanın oluşturduğu ‘hassas denge’yi ayakta tutmak için ekstra bir çaba harcaması gerekiyor. Ama bunun üstesinden gelmeyi başarıyor Wes Anderson, var olmanın koşullarından birine dönüşen ‘içten gelen’i bir karakter olarak çiziyor, Bay Tilki’nin kimliğinde.
Hikayedeki savaşıysa kimin kazandığı çok önemli değil aslında, Bay Tilki’nin etrafında kümelenen hayvanlar ya da ‘üç B’nin başı çektiği insanlar. Önemli değil, çünkü ‘kazanmak’ da anlamını yitiriyor bir süre sonra ve içgüdülerin ‘tahrik edici’ yönlendirmeleriyle başkalaşıyor bütün karakterler, olduklarından ötede duran bir yapıya tutsak oluyorlar. Bay Tilki’nin savaşı daha anlamlı gibi görünüyor belki, ‘güç’e karşı bayrak açtığı için. Ama o da ‘erdem’in uzağında kalıyor bir süre sonra, ‘ihtiras’ına yenik düşüyor. Evet, hikaye gereği ‘doğru yol’u bulması gerekiyor ve buluyor da, ama herkesi ve her şeyi riske attıktan sonra gerçekleşiyor bu ‘aydınlanma’ süreci.

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
14 Mayıs 2010 tarihli sayısında yayımlanmıştır.


‘Bay Tilki’