Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
1977 İtalya, 113 dk.
Yönetmenler: Paolo & Vittorio Taviani
Oyuncular: Omero Antonutti, Saverio Marconi, Marcella Michelangeli, Fabrizio Forte, Marino Cenna, Stanko Molnar, Nanni Moretti

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Bu Çocuğun Hayatı / This Boy’s Life (1993)
Yönetmen: Michael Caton-Jones

İTALYAN sinemasının zirveye oynadığı zamanların müstesna kişilikleri arasında öne çıkan Paolo ve Vittorio Taviani kardeşler, klişelere sırtımızı dayarsak, sinemalarına ‘şiir’ katma konusunda tam anlamıyla ustalar. İnsanoğlunun ‘mücadeleci’ doğasının trajikomik hikayelerini filmlerine malzeme yapan kardeş yönetmenler, ‘zorlu’ yaşam kesitlerini ele alırken mizahla alışveriş yapmayı da ihmal etmiyorlar çalışmalarında.
Taviani’lerin, “San Lorenzo Gecesi” (La Notte Di San Lorenzo) ve “Kaos”la birlikte üç başyapıtından biri diyebileceğimiz “Babam Ve Ustam” (Padre Padrone), ikilinin insana dair bildiğimiz ama dile getiremediğimiz ‘yılgın’ özellikleri üzerine müthiş bir fikir jimnastiği yapıyor, yaptırıyor. Gerçeklikle olan bağını her daim ayakta tutan film, ‘efendi’ ve ‘köle’ arasında yüzyıllardır süregelen ilişkiyi (mücadeleyi) bir baba ve oğul hikayesi üzerinden okumamıza vesile oluyor. Bu noktada, filmin adının “Babam Ve Efendim” olması gerektiğini de vurgulayalım.
Finalde çıkıp hikayede anlatılanların neden ve sonuçları üzerine kısa bir söylev de çeken Gavino Ledda’nın otobiyografik kitabından uyarlanan film, Gavino’nun çocukluktan başlayıp yetişkinliğe uzanan serüvenini getiriyor beyazperdeye. Babası tarafından okuldan alınıp çobanlığa zorlanan, adeta toplumdan soyutlanan, böylelikle okuma-yazmayı da askerliğe kadar öğrenemeyen Gavino, kendisini bir tür ‘köle’ gibi kullanan babasıyla sevgi-nefret ilişkisi yaşıyor, çoklukla babasından korkarak sürdürüyor hayatını. Onun doğayla ve koyunlarıyla baş başa süregiden hayatı, bir yandan onu başka bir gerçeklikle yüz yüze bırakıp ‘yetiştiriyor’, öte yandan da toplumdan kopukluğun getirdiği ‘yalıtılmışlık’ duygusuyla örseliyor, güçsüz kılıyor. Babasının onu zorunluluktan da olsa ‘kapatması’, genç Gavino’yu tecrübenin hasıyla ıslah ediyor, sindiriyor, kolunu kanadını kırıyor. O yaştaki bir insanın dışa açılmak için uzun yıllar bekleyecek olmasıysa işin boyutunu fazlasıyla trajik kılıyor, Gavino’yla kuracağımız bağı destekleyen bir unsur haline dönüşüyor.
Hikayede baba ile oğul arasındaki ilişkinin ‘sertliği’ özellikle vurgulanıyor, çocuk dünyasının zenginliğini parçalayan bir baskı unsuru olarak kendini gösteriyor. Omero Antonutti’nin her yaşını istikrarla canlandırdığı baba karakteri, kendi babası ve dedesinden gördüklerini oğluna aktarmayı düşünüyor öncelikle. Onu sertleştiren geleneklerin, aynı zamanda onu ayakta tutan şey olduğunu biliyor, oğlunu da ‘demir yumruk’ marifetiyle yetiştirebileceğini umuyor. Ama buradaki kırılma noktası, Gavino’nun isteklerinin onunla aksi yönde yapılanmış olmasıyla hayat buluyor. Babasını seviyor Gavino ama onun yumruğu altında büyümeyi reddeden bir ‘isyan’ potansiyeline de sahip. Hâl böyle olunca, iki karakter arasındaki çatışmayla ete kemiğe bürünüyor filmin serüveni. Geleneklerin değişmez kurallarıyla modernitenin ışığı arasındaki çekişmenin tarafları haline dönüşüyor baba ile oğul.
“Babam Ve Ustam”, efendiyle köle arasındakine benzer bir ilişkinin üzerine yüklenip oradan nemalanırken, aynı zamanda öğreten ve öğretilen ilişkisini de açmaya çalışıyor. Temel açmaz da bu noktada hissediliyor, bir tür paradoksun kapıları açılıyor ardına kadar. Gavino, bir yandan acı çekip kaderine isyan ederken, öte yandan da hayatın ‘saf’ halini öğreniyor, özellikle de ‘dinlemeyi’. Babasının onu otlağa ilk götürdüğü zamanlarda verdiği “Çevreyi dinlemeyi öğren!” öğüdü, hayatının sonraki aşamalarında da bir ‘avantaj’ sağlıyor ona. Patikadan geçen akordiyonculardan gelen müzikle büyüleniyor, kendisi gibi çoban olan arkadaşlarıyla müzik aracılığıyla haberleşiyor, askerde okuma-yazma öğrenirken de bu özelliğini kullanıyor, kısacası otlağın sessizliği içinde mükemmelleşen ‘kulak’ıyla arayı kapatmayı başarıyor.
Taviani’lerin filmi, baba-oğul odaklı hikayesiyle toplumsal bir saptamanın da altına imzasını koyuyor. Türkiye dahil birçok ülkenin sıkıntıları arasında yer alan kırsaldaki insanların eğitimsizliği, ana dil problemi (Gavino, ancak askere gittiğinde İtalyanca öğrenebiliyor, o zamana kadar büyüdüğü Sardinya’nın yerel dilini biliyor sadece), geleneklerin acımasızlığı, cinsellikle tanışma (çocukların ilk cinsel deneyimleri hayvanlarla gerçekleşiyor), aile ilişkilerinde otoritenin tek merkezde toplanması, toprağın her şeyden ve herkesten (çocuklardan bile) önde tutulması gibi sorunları keskin bir gerçeklikle aktarıyor “Babam Ve Ustam”. Toplumların ‘birey’ üzerinde kurduğu baskının resmini çiziyor bir bakıma bu film, ‘kontrol edilmesi gereken’ yaratıklar gibi yaşıyor toplumun içine hapsolan vatandaşlar. Buradaki Gavino örneğindeki gibi, ‘olağanüstü’ bir çabayla yırtmayı başaranlarsa tekil örnekler olarak kalıyorlar, bir ‘başarı’ öyküsünün ‘sıra dışı’ kahramanlarına dönüşüyorlar.
Sonraki yıllarda İtalya’nın önemli yönetmenleri arasına katılacak Nanni Moretti’nin de Gavino’nun asker arkadaşını (ve gayrıresmi öğretmenini) canlandırdığı film, katı gerçeklerin içine yerleştirdiği şiirle de dikkatleri çekiyor. Zifiri karanlık tünelin ucundaki ‘var olduğu şüpheli’ ışığı kovalayan Gavino’nun umutlu koşusu, bu şiirin net biçimde duyulmasını sağlayan en önemli unsur belki de, tıpkı bizim hayatla kurduğumuz ‘tartışmalı’ bağı deşifre etme çabamız gibi…

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
24 Aralık 2010 tarihli sayısında ve
“Aşktan da Üstün 50 Film Daha” kitabında yayımlanmıştır.


Omero Antonutti, Saverio Marconi

Reklamlar