Etiketler

, , , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2010 Fransa-Avustralya-Almanya-İtalya, 100 dk.
Yönetmen: Julie Bertuccelli
Oyuncular: Charlotte Gainsbourg, Morgana Davies, Marton Csokas, Christian Byers, Tom Russell, Gabriel Gotting, Aden Young

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Ana ve Oğul / Mat i Syn (1997)
Yönetmen: Aleksandr Sokurov

HAYATIMIZIN merkezine koyduğumuz bir insanı kaybettiğimizde çektiğimiz acı bir yana, onun yerini dolduracak bir ‘şey’le avunuruz çoğu zaman. Kimi zaman bu bir eşya, kimi zamansa başka bir insan olur. Kendimden örnek vermem gerekirse, benim için babam bir ‘hırka’dır artık, onun uzun yıllar üzerinden çıkarmadığı kahverengi hırkası. Artık eskiyip (zaten eskiydi) yıpranmış o hırkayı giydiğimde ‘beni ben yapan’ adam olurum, onun hiç ‘eskimeyecek’ duruşunu taklit ederim. Deneyimlediğim ya da gördüğüm birçok ‘arıza’ya isyan ettiğimde, her açıdan yapayalnız kaldığımda, umutsuzluk duvarına tosladığımda o hırkadır beni dipten gün yüzüne çıkaran. Onu yok etmenin beni eksilteceği aşikardır. Ama aynanın öte yakasından bakmaya çalıştığımda, onun eksikliğiyle ‘tek başıma ayakta durma’ reflekslerimin gelişeceğini de düşünürüm bir yandan. Anlayacağınız, yaman bir çelişkidir yaşadığım…
Krzysztof Kieslowski, Otar Iosseliani, Bertrand Tavernier gibi yaratıcı yönetmenlere yaptığı asistanlıklarla tanınan Fransız sinemacı Julie Bertuccelli’nin Avustralya’nın bakir doğasını mekan edindiği ikinci uzun metrajlı konulu filmi “Ağaç”, yukarıdaki paragraftaki hissiyatı destekleyen yaklaşımıyla dikkatleri çeken bir çalışma. Genç yaşta kalp krizi geçirip ölen kocasının ardından dört çocuğuyla kalan bir annenin dramı gibi görünse de, evlerinin önündeki devasa ağacın ‘baba’nın ruhunu taşıdığını düşünen küçük kızın başlattığı duygusal devinimle hayat bulan bir film bu. Onlar için ‘her şey’ demek olan baba figürünün yok olduğunu kabul etmek istemeyen ailenin ağaçla kurduğu ilişki ve onun ‘koruyup kollama’ işlevini yerine getirdiği fikri öne çıkıyor hikayede daha çok. Küçük kızın babasından doğan boşluğu ağaçla doldurmaya çalışması, ailenin diğer üyelerine de sirayet ediyor giderek, farklı tonlarla ve yaklaşımlarla da olsa.
“Ağaç”, ‘sevilen’in gitmesinin ardından hayata devam etmenin zorluğuna dair net bir resim çiziyor bize. Durumu eğip bükmekten özenle kaçınan yönetmen Bertucelli, hikayeye fantastik bir boyut katmak ya da korku-gerilim ögeleri eklemek gibi kolaycı bir yönteme de başvurmuyor. Olanı olduğu gibi önümüze getiriyor, ‘yokluk’la baş etmeye çalışan ailenin ‘dağınık’ reflekslerini duyguları sömüren bir kulvara da taşımıyor, aksine ‘gözyaşı’nı kullansa da ‘sert’ bir insanlık profili çıkarıyor buradan. ‘Baba’nın hep orada olmasını istiyorlar, hayatlarından çıkıp gittiğini kabullenmiyorlar, ama onun bir ‘baskı unsuru’ olarak varlığını korumasından da çekiniyorlar. Kökleri ve dallarıyla çevresindeki her şeyi tehdit eden agacın kesilmeye çalışılmasıysa onları ‘tek vücut’ kılan gelişme oluyor, bir ‘aile’ olarak tutunuyorlar birbirlerine ve ‘baba’nın dıştan gelen bir müdahaleyle yıkılmasını hazmedemiyorlar. Onu hayatlarından çıkaracaklarsa, bunun ‘doğal’ yollarla olabileceğini anlıyorlar, bazı şeylerin ‘zorlama’yla aşılamayacağını öğreniyorlar.
Charlotte Gainsbourg ve küçük aktris Morgana Davies’in oyuncu kadrosunun taşıyıcı unsurlarına dönüştüğü “Ağaç”, erkekler arasında filmin duygusunu sırtlayan bu iki isme genişçe bir alan açıyor, onların eylem trafiğinin önüne hiçbir şekilde set çekmiyor. Onlar da kendilerine sunulanı enfes dokunuşlarla ete kemiğe büründürüyor, ‘kabulleniş’e meyleden erkeklerin dünyasını da isyanlarıyla şekillendiriyorlar. Özellikle evin küçük kızını canlandıran Morgana Davies’in ‘taşı eritecek’ performansına kayıtsız kalmak mümkün değil!
Julie Bertuccelli’nin filmi, hissetmek isterseniz size bunu fazlasıyla sağlayabilecek bir yapım. Hele ki anlatılan hikayeyle özdeşlik kurabileceğiniz özel bir durumunuz da varsa, bu hissiyatın katlanarak size geçebileceğini söyleyebiliriz. Öte yandan, yönetmenin hikayeyi tamamen bu ‘özellik’ üzerine kurmuş olması, filmden kolayca kopup uzaklaşmanıza da neden olabilir. Hayatta ‘kaçak dövüşen’ bir tipseniz eğer, “Ağaç”ın koruyup kollayan dallarının arasına girmekten de kaçınacaksınız demektir.

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
21 Ocak 2011 tarihli sayısında ve
“Arka Pencere 2011 Sinema Yıllığı”nda yayımlanmıştır.

TheTree
Charlotte Gainsbourg

Reklamlar