Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2012 Türkiye, 110 dk.
Yönetmen: Belmin Söylemez
Oyuncular: Sanem Öge, Şenay Aydın, Ozan Bilen, Nesrin Yıldırım, Suat Oktan, Erdi Kement, Hüseyin Akdağ

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
3. Göz / The Gift (2000)
Yönetmen: Sam Raimi

BELMİN Söylemez’e ilk uzun metrajlı kurmacasını çekti diye ‘dünkü çocuk’ muamelesi yapmak mümkün mü? Tabii ki hayır… Yönetmen, 2000’li yılların başından itibaren çektiği kısa film ve belgesellerle kendini mükemmelen hazırlamış bir sinemacı çünkü. Bu hazırlık sürecinde ortaya koydukları, onun yedinci sanatta gidebileceği noktayı da işaret ediyor az çok. Bugün hayata geçirdiği “Şimdiki Zaman” projesi ise Söylemez’i tıpkı Pelin Esmer gibi olgunlaştıktan sonra ilk filmini çeken bir sinemacı kimliğine büründürüyor, ki söylediğimiz kesin bir yargı içermese de ‘doğru’ bir yolda olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda hayat arkadaşı olan Haşmet Topaloğlu ile kurdukları ortaklık da bu yolda yönetmeni destekleyici/rahatlatıcı bir işlev üstleniyor.
“Şimdiki Zaman”, hayatın ‘umut etme’yle şekillenen doğasını deşifre etme niyetinde bir film. Evlenip boşandığını öğrendiğimiz, boşaltılma aşamasındaki bir binada tek başına yaşayan Mina’nın hikayesini takip ediyoruz filmde. Genç kadının geçmişinde yaşadıklarını tam olarak öğrenemiyoruz, ama hem ailesi hem de çevresiyle sorunları olduğu ve iyice yalnızlaştığı da aşikar. Geçici işlerle biriktirdiği parayla Amerika’ya gitme niyeti taşıyan Mina, deneyimsizliğine karşın bir kafede ‘falcı’ olarak iş bulduğundaysa onun ‘umut’ kavramıyla ilişkisi de farklı bir yöne savruluyor. Her baktığı falda, aslında kendini ifade eden genç kadın, hayatla bağını da bu şekilde açığa vurmaya başlıyor, bu yolla kendini tanıtıyor bizlere…
Belmin Söylemez, Haşmet Topalaoğlu’yla birlikte yazdığı senaryoda, modern çağın temel rahatsızlıklarından biri olan yalnızlığa ve onun kaçınılmaz yan etkisi olan ‘içe kapanma’ya yöneltiyor ilgisini. Mina’nın bir yandan yalnızlığın ve sıkışmışlığın hasını yaşarken, öte yandan da bunu kırabilecek formüller üretme çabasını seyrediyoruz “Şimdiki Zaman”da. Çevresiyle ilişkisini alabildiğine sınırlı tutan karakter, tutunabileceği bir dal olmadığı için terk etmeyi düşünüyor her şeyi ve herkesi, ama bu fikri hayata geçirmenin zorluklarıyla mücadele etmesi de gerekiyor. Fal, onun kendini açması (ya da aşması) için bir fırsat gibi duruyor. Kafeye gelen ya da evlerine gittiği kadınlara baktığı kahve falları, masanın diğer tarafındakilerden ziyade onu anlatıyor, onun geçmişteki ve gelecekteki yol haritasını gösteriyor.
Mina’yı merkeze yerleştirirken iki karakteri daha öne çıkardığını görüyoruz filmin. Kafenin sahibi Tayfun ve kafedeki deneyimli falcı Fazi, Mina’nın yolculuğunda etkin rollere sahipler. Umudun peşine takılan başkarakterin çizgisini manipüle ediyorlar kimi zaman, bazı anlardaysa onu destekleyip ileriye doğru itme işlevi üstleniyorlar. Bir yandan onların da tıpkı Mina gibi ‘yalnız’ olduklarını, benzer bir umudun peşinde koştuklarını, kapana kısıldıkları yerden kurtulma uğraşına girdiklerini tespit ediyoruz. Her üç karakter de farklı çıkış hamlelerine sahip görünseler de, ‘aynı yolun yolcusu’ olduklarını hissettiriyorlar bizlere. Nasıl ki onlar Mina’nın hayatında bir ‘fark’ yaratmışlarsa, Mina da onların hayatına müdahil oluyor aynı şekilde.
“Şimdiki Zaman” için şunu söylemek doğru olur herhalde: Akıp giden zamanın içinde kaybolmakla, onu yönlendirmek arasındaki ince çizgide gezinen bir film. Geçmişin ve geleceğin anlamsızlaştığı, yalnızca bugünün bir anlam taşıdığı Mina’nın serüveni, işin ilk kısmını ortaya koyuyor daha çok. Zamana hükmedemiyor karakter ve onun ‘o an’ içinde kendisine sunduklarıyla yetinmek zorunda kalıyor. İkinci kısma, yani zamanı kendi istekleri doğrultusunda yönelendirme aşamasına geçmek istiyor, en azından bunu umut ediyor, ama bu noktaya gelmesinin olanaksızlığıyla yüzleşiyor ve zamanı ‘kontrol ettiği sanılan’ fal aracılığıyla kendini kandırıyor. Aslında kendini kandırırken bir yandan da rahatlatıyor ruhunu ve ‘yalancı huzur’la baş başa kalıyor. Ancak, gerçeklerin her defasında attığı tokatlarla kendine geliyor (içe gömülüyor) ve yolculuğunun geçireceği aşamalara ‘hazırlıksız yakalanmak’ gerektiğini idrak ediyor en nihayetinde.
Belmin Söylemez’in filmin değerlendirirken oyuncularını da unutmamak gerektiğini düşünüyoruz. Sanem Öge, Şenay Aydın ve Ozan Bilen’den oluşan üçlü kadro, farklı açılara hapsolan karakterlerin birbirlerine yakınlaşmalarını ya da uzaklaşmalarını layıkıyla yansıtıyorlar beyazperdeye. Üç genç oyuncu, hayatlarının baharında ‘çürütülen’ ruhlara can verirken doğallıktan bir an bile taviz vermiyorlar, yönetmenlerinin de becerisiyle tabii. Hiçliğe teslim olmayan ama mütemadiyen silinmeye çalışılan karakterlerin umutlarına aracı olan oyuncuların “Şimdiki Zaman”a çok şey kattıklarını söylemek mümkün sonuç olarak. Zamanın akıp gittiği ve karakterlerin direnmeye çalıştıkları hikayede Sanem Öge, Şenay Aydın ve Ozan Bilen’in geride bıraktıklarıyla şekilleniyor her şey. Onların çabası, ‘şimdiki zaman’da tutuyor bizi ve geçmişle geleceğe yüklenen ‘yapay’ anlamları yerle yeksan ediyor.

Sinema dergisinin
Ekim 2013 tarihli sayısında ve
Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
12 Eylül 2014 tarihli sayısında yayımlanmıştır.


Sanem Öge