Etiketler

, , , , , ,

Not: 10/10
2013 Mısır-ABD-İngiltere, 108 dk.
Yönetmen: Jehane Noujaim
Oyuncular: Ahmed Hassan, Khalid Abdalla, Magdy Ashour, Ramy Essam, Aida Elkashef

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek! / Love Will Change the Earth! (2014)
Yönetmen: Reyan Tuvi

BU belgesel hakkında ne yazsak boş! Görmek lazım, hatta defalarca… Haziran 2013’teki Gezi Direnişi’nde korkusuzca haklarını talep eden, ‘tekmeye kafa uzatan’ ve ‘özgür bir dünya’ özlemlerini haykıran gençlerin Mısırlı kardeşleri var “Meydan”ın (Al Midan) başrolünde. Ocak 2011’den bu yana süren mücadelelerini önce 30 yıllık Mübarek rejimine, orduya, ardından da Mursi’nin ‘baskı’yı katmerleyen ‘seçilmiş’ yönetimine karşı yapan Tahrir’in gençleri, tıpkı Gezi’nin gençleri gibi ne darbe istiyorlardı ne de özgürlüklerini hapseden rejimin iktidarda kalmasını. İstedikleri şey netti: ‘Bir’ olmak, birlikte yaşamak, özgür olmak…
Jehane Noujaim’in yönetiminde hayat bulan “Meydan”, birbirinden bağımsız bölük pörçük görüntüleri bir araya getirip etki yaratmak gibi ‘kolaycı’ bir yöntemin peşine takılmıyor. Mısırlı gençlerin mücadelesini ilk andan itibaren takip ediyor ve beş ana karakter (aslında üç de denebilir) üzerinden hikayeleştiriyor bütün bir süreci. Bu karakterlerden birinin Müslüman Kardeşler mensubu olması da meseleyi iyice açıyor ve çok boyutlu bir hale getiriyor.
“Meydan”ı izlerken ‘evrensel’ olanın neye benzediğine dair de net fikirler ediniyoruz. Dünyanın hangi köşesinde olursanız olun, haklı taleplere sahip bireylerin ortak bir noktada buluşmaları kaçınılmaz: Özgürlük… Baskı altına alınan, düşüncelerini dile getirmeleri engellenen, yaşam tarzları ötekileştirilen, adil bir sistem içinde var olmalarının önüne geçilen, ‘ölmekten beter’ edilen insanların ortak rüyası ‘özgürlük’. Bunun için feda edilebilecekler de sınırsız, tıpkı karşı taraftakilerin ‘güç’ü ellerinde tutmak için her şeyi ve herkesi feda etmeye hazır olmaları gibi. Bir ‘irade çatışması’ bu, dünyayı aydınlatmak isteyenlerle karanlığı daha da karartmak isteyenler arasında yaşanan. Kısa vadede ‘karanlık’ kazanıyor çoğu zaman, ama uzun vadede ‘aydınlık’ın peşinde koşanların zaferi kaçınılmaz oluyor. Neredeyse ‘değişmez’ bir gerçeklik bu! “Meydan”, Mısırlı gençlerin ‘bir olma’ iradesinin karşısında saygıyla eğilmemize vesile olurken, bir yandan da umuda ışınlıyor bizi.
Bu belgeselde boş yok desek yeridir. Her adımda bizi biraz daha ‘dolduran’, kimi zaman gözyaşlarımızı üstümüze başımıza saçan, bazı anlarda da öfke nöbetleri geçirmemize neden olan “Meydan”, ‘din eksenli siyaset’in üzerine de gidiyor, ‘ikiyüzlülük’ü ifşa ediyor. Mübarek sonrası iktidara gelen Mursi’nin Müslüman Kardeşler’inin orduyla yaptıkları anlaşmaysa soru sormanın anlamsızlaştığı, bizde de hakim olan ‘biat kültürü’nün ‘kirli’ resmini ortaya koyuyor. Özgür iradenin ‘sıfırlandığı’ bir inanç sömürüsü bu, inancın sindirmeyle kontrol altına alındığı. Evet, Mübarek rejiminden ‘inananlar’ da çok çekti vaktiyle, ama Tahrir’deki gençlerin yanında olmadılar, olamadılar. Liderlerinin emrinden çıkmaları mümkün değildi çünkü. Gençlerin acılarını hissetmişlerdir mutlaka, ama koşulsuz boyun eğmekten başka bir ‘hap’ sunulmamıştı onlara ve onlar da ‘iradesizce’ kabullendiler durumu.
“Meydan”da bütün bu aşamalar eksiksiz aktarılırken, gençlerin karşısında duran ve hangi noktada olurlarsa olsunlar onları ezmekten başka bir ‘çözüm’ bilmeyen iktidarların suratına da tükürülüyor bolca. Mübarek oluyor, ordu oluyor, Mursi oluyor ya da bir başkası, ama hepsi nasibini alıyor gençlerin öfkesinden. ‘Zamanı anlamayan’ iktidarların uzun sürelerle zirvede kalmalarının mümkün olmadığını gösteriyor bu durum. Ve belgeseli izlerken şunu kavrıyoruz: Bu gençler, kendilerini ve zamanı anlayabilen birileri çıkana kadar sürdürecekler bu mücadeleyi. Bunu Türkiye’nin gerçekleriyle eşleştirdiğimizde de farklı bir resim çıkmıyor ortaya. Çürümenin iyice netleştiği, buna karşılık örtme çabalarının da hoyratça devreye sokulduğu bir Türkiye için umut yokmuş gibi görünse de, Mısırlı gençlerin Türkiyeli kardeşlerinin pes edip kenara çekileceklerini sanmıyoruz. Çürümenin ‘normalleşmemesi’ için çıkaracakları sesin Gezi Direnişi’ni bile aşması beklenebilir…

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
28 Şubat 2014 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

TheSquare
Tahrir Meydanı