Etiketler

, , , ,

Not: 8/10
2013 Filistin, 96 dk.
Yönetmen: Hany Abu-Assad
Oyuncular: Adam Bakri, Leem Lubany, Waleed Zuaiter, Samer Bisharat, Iyad Hoorani

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Kutsal Direniş / Yadon Ilaheyya (2002)
Yönetmen: Elia Suleiman

BİZDE daha çok 2005 yapımı “Vaat Edilen Cennet”le (Paradise Now) tanınan, antolojik film “Unutma Beni İstanbul”un da yönetmenlerinden biri olan Filistinli sinemacı Hany Abu-Assad’ın bu yılın ‘yabancı dilde en iyi film’ Oscar adayları arasına giren çalışması “Ömer” (Omar), kurban-cellat ilişkisini beyazperdeye taşıyan filmlerin önde gelenlerinden biri olmayı hak ediyor. İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında yaşayanların ‘kapana sıkışmış’ hallerini ilk elden veren yapım, bir yandan da yürekleri dağlayan bir aşk hikayesiyle baş başa bırakıyor bizleri. Anlayacağınız, ‘çıkışsızlık’ başrole soyunuyor bu filmde ve onun kaçınılmaz biçimde açığa çıkardığı ‘öfke’yle anlamlanıyor.
Üç genç Filistinlinin, uzun süredir hazırlandıkları ilk silahlı eylemlerinin İsrailli bir askerin ölümüyle sonuçlanmasının ardından yaşanan süreç anlatılıyor hikayede. Bu üçlüden Ömer’in yakalanmasıyla yeni ve içinden çıkılması olanaksız bir aşamaya geçiliyor. Grubun lideri konumundaki Tarık’ın kız kardeşi Nadia’ya âşık olan Ömer (ki aşkının karşılığını da alıyor), diğer arkadaşı Emcet’in de devreye girdiği bu ilişki nedeniyle açmazların en büyüğünü yaşıyor. İsrailli ‘cellat’ tarafından tuzağa düşürülerek bir şekilde ‘itiraf’ etmesi sağlanan karakter, böylece ‘köstebek’ olmaya doğru itiliyor. Bu durumdan kurtulmak için çabalarken iyice dibe doğru sürükleniyor ve her iki tarafın da ‘olağan şüphelisi’ konumuna yerleşiyor. İdeallerinden, onurundan ve aşkından vazgeçmeden yaşamak için çırpınan Ömer, bunun ol(a)mayacağını anladığındaysa ipler tümden kopuyor…
Bu hikaye, Filistin’in değişmeyen (özellikle Batılı güçler tarafından değiştirilmesi engellenen) makus kaderinin küçük ölçekte bir yansımasını aktarıyor bizlere. İsrail boyunduruğu altında yaşamayı reddeden kitlelerin haykırışını sanat yoluyla duyulur kılan Hany Abu-Assad, her türlü ‘kirli oyun’a başvurarak Filistinlileri köşeye sıkıştıran İsrail’in yöntemlerinin yarattığı kıyıcılığa yöneltiyor öfkesini burada. Başkarakteri Ömer aracılığıyla büyük resme doğru bir hamle yapıyor, onun bireysel mücadelesini Filistin’in hiç bitmeyen mücadelesiyle aynı çizgiye çekiyor. Utanç duvarlarının ardına hapsedilen Filistin halkı gibi, Ömer de çaresizliğin girdabına kapılıyor çoğu zaman. Çaresizliğin ona yükledikleriyse kaçınılmaz trajediye doğru koşturuyor onu. Bir yandan idealleri, bir yandan aşkı, bir yandan da kader arkadaşları onu zorluyor. Onun zaaflarından yararlanansa ‘celladı’ oluyor, yavaş yavaş ağına çekiyor Ömer’i ve hiçleştiriyor.
Hany Abu-Assad’ın filmi, Filistin’le İsrail arasındaki durmak bilmeyen ‘gerilim’in bireysel boyutunu gözler önüne sererken, ‘kışkırtıcı’ hamlelerden özenle kaçınıyor ve meselenin özündeki ‘insan’la ilgileniyor daha çok. Ömer’in çaresizliği üzerinden hareketle bir tespit yapmamızı sağlıyor, bir ulusun mütemadiyen aşağılanmasının yarattığı çıkmaz sokakları gösteriyor bize. Tabii ki tümden umutsuz bir tablo çizmiyor sinemacı, alabildiğine karanlık ve çıkışsız hikayesine karşılık. Meseleyi bireyselleştirdiği için, her türlü olumlu veya olumsuz gelişmenin kaynağını da ‘birey’ olarak tespit ediyor. İnsanın ruhunda ölene kadar devam eden ‘iyi ile kötünün mücadelesi’ni büyük resme ulaşmak için kullanıyor. Tümden gelmektense tüme varmanın doğru olduğunu işaret ediyor bir bakıma, sorunu içselleştirerek çözüme ulaşmanın bir yolu olarak görüyor bunu.
“Ömer”, Filistin-İsrail çatışmasının ne olduğunu anlamak adına önemli bir film, buna kuşku yok. Ancak, yalnızca bu yanıyla önemli dersek haksızlık etmiş oluruz. Hikayenin merkezine yerleşen aşkla da cümlelerini daha etkili hale getiriyor, ki filmin değerini katlayan bir durum bu. Ömer’le Nadia’nın aşkı, Filistin’in içinde bulunduğu ‘çatışmalı’ pozisyondan farklı değil aslında. Birbirlerine ‘güvenemeyen’ âşıkların yazgısı, ülkelerinin yaşadığı ‘olağanüstü hal’in izdüşümü sanki…

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
7 Mart 2014 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Omar
Adam Bakri, Leem Lubany