Etiketler

, ,

Not: 5/10
2013 Hollanda-Belçika-Danimarka, 113 dk.
Yönetmen: Alex van Warmerdam
Oyuncular: Jan Bijvoet, Hadewych Minis, Jeroen Perceval, Alex van Warmerdam, Tom Dewispelaere, Sara Hjort Ditlevsen

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Köpek Dişi / Kynodontas (2009)
Yönetmen: Yorgos Lanthimos

HOLLANDALI sinemacı Alex van Warmerdam’ın epeydir gösterime girmesini beklediğimiz filmi “Bela” (Borgman), alabildiğine kafa karıştırıcı bir yazıyla açılıyor: “Ve onlar, kendi saflarını yüceltmek için yeryüzüne indiler.” Kutsal metin alıntısı havası taşıyan ama böyle bir not olmayan bu ‘uyarı’, sonraki dakikalarda göreceklerimiz konusunda da bir önyargıya sürüklüyor bizi. Filmin yarattığı Haneke atmosferinin ‘fantastik’ bir bakışla da desteklenebileceğini işaret ediyor. Bu kafa karıştırma hamlesinin hikayeyi salt bir ‘nefret operası’ kimliğinden sıyırıp çok boyutlu bir noktaya götürdüğünü de kabul etmek gerek. Ancak, çok boyutluluğun yarattığı labirentte kaybolmanın da mümkün olduğu bir bütün söz konusu burada, ki filmde aktör kimliğiyle de var olan yönetmen Alex van Warmerdam da ipin ucunu kaçırıyor belli bir aşamadan sonra.
Sığındıkları yeraltı barınaklarından ‘kovulan’ üç evsizin, kendilerine hedef belledikleri zengin bir aileyle yaşadıkları gergin günler bekliyor bizi hikayede. Önlerine çıkan bütün engelleri yardakçılarının da yardımıyla öldürerek bertaraf eden üç adam, aileyle baş başa kalarak amaçlarına ulaşmanın hesaplarını yapıyor, en nihayetinde de ‘nefret’in başrole soyunduğu bir sonuç elde ediyorlar. Liderleri Camiel Borgman’ın direktiflerini harfiyen yerine getiren ‘çete’, motivasyon eksiğini de filmin açılışındaki o ‘alıntı’yla doldurmaya çalışıyor. Ama bunun efektif bir sonuç verdiğini söylemek zor.
‘Bela”, ilk bakışta Haneke filmlerinden alışkın olduğumuz ‘sertlik’ ve ‘soğukluk’la vücut bulmuş görünüyor. Sınıfsal nefretin bir tezahürü gibi değerlendirilebilecek bir ‘plan’ işliyor hikayede, ezenler ve ezilenlerin başrole soyunduğu. Ancak rollerin değiştiğini ve ezilenlerin fazlasıyla baskın çıktığını da belirtmek gerek. Adeta üst sınıfı kontrol altında tutuyor alt sınıf ve planını adım adım uygulamaya koyuyor. Yerine bir şey koymaya yönelik bir ‘yok ediş’ten söz edemeyiz burada, saf bir ‘ortadan kaldırma’ var hikayede. Üst sınıfın üzerine beton döküp yok etmek ya da onu hiç açılmayacak kapıların ardına kilitlemek motivasyonu öne çıkıyor daha çok. Bunun için çeşitli yöntemler deneniyor, ki her biri de ‘sabırlı’ hamleler gerektiriyor. Borgman’ın ‘sahte peygamber’ sakinliğinin başı çektiği bu rota, giderek kaçınılmaz ‘kıyım’ı getiriyor yamacımıza ve ‘kesin çözüm’ önerisi sunuyor.
Öte yandan, filmin dinsel/fantastik okumalar ışığında da gidebileceği bir yol göze çarpıyor. İnsanlara sonsuz mutluluğu vaat eden Deccal havası taşıyor hikayedeki Borgman karakteri. Evin annesini manipüle ederek istediklerini alıyor; vaat ettiklerinin karşılığının olup olmamasıysa önemli değil onun için. Zaafların üzerinde yükseliyor, boşlukları dolduruyor, duyguları çatıştırıyor, ‘temel içgüdü’yü devreye sokuyor ve hedefine emin adımlarla yürüyor. İkna ediciliğini de kullanarak ailenin bütün bireylerini kontrol altında tutan Borgman, ‘şeytansı güçleri’nin ışığında kurduğu düzeni hayata geçirmeyi başarıyor en nihayetinde.
Alex van Warmerdam, “Bela”yla insanlıktan bıkıp usandığını, düzeltmekle uğraşmak yerine yok etmenin daha doğru olacağını işaret etmeye çalışıyor belki de. Ancak bunu yaparken birkaç koldan ilerleyerek ‘net’ olmanın epeyce uzağında kalıyor. Zaman zaman hikayenin fantastik köşe noktalarından kaçarak ayaklarını yere basıyor, kimi zaman da sıkışık trafik içinde bekleyerek ‘cinnet’ geçirme aşamasına geliyor. Gittiği yeri belli etmesine karşın sünmeye başlayan hikayenin tıkandığı anlardaki hamleleriyse fazlasıyla yavaş, hikayeyi yeniden doğrultmanın üstesinden gelemiyor. ‘Şeytani bir plan’ var ortada ama onu tamamlayacak küçük dokunuşlar eksik. Sınıfsal nefret meselesi de bu planın peşi sıra eriyip gidiyor, şöyle tumturaklı bir cümle arayışımız sonuçsuz kalıyor. “Bela”nın ilginçliği tartışılmaz, ama bu sıfata sahip olmanın yetersiz kaldığı da bir gerçek!

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
11 Temmuz 2014 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Borgman
Jan Bijvoet