Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 5/10
2015 ABD, 104 dk.
Yönetmen: Doug Ellin
Oyuncular: Kevin Connolly, Adrian Grenier, Kevin Dillon, Jerry Ferrara, Jeremy Piven, Emmanuelle Chriqui, Perrey Reeves, Rex Lee, Debi Mazar, Rhys Coiro, Constance Zimmer, Haley Joel Osment, Ronda Rousey, Scott Mescudi, Alan Dale, Emily Ratajkowski, Billy Bob Thornton

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Hayal ve Hakikat / The Oscar (1966)
Yönetmen: Russell Rouse

AMERİKAN televizyonlarında (ve bizde de tabii) sekiz sezon boyunca ‘ayakta kalan’ efsane dizilerden “Entourage”, Hollywood’un acımasız çarklarını resmederken, bunu bir ‘gerçekleşen masal’ atmosferiyle bütünlemişti bildiğiniz gibi. Dizinin yapımcısı da olan Mark Wahlberg’ün kariyerinden izler taşıyan hikaye, ikisi kardeş olmak üzere dört mahalle arkadaşının Hollywood maceralarını anlatıyordu. İçlerinden biri oyuncu kardeş, biri ‘olamamış’ oyuncu ağabey, biri menajer, diğeriyse şoför rolünü üstleniyordu bu maceralarda. Dizinin en büyük motivasyonu ise Hollywood’un insanı un ufak eden kıyıcılığı içinde arkadaşların birbirlerine sıkı sıkıya tutunmalarıydı. Ne olursa olsun ayrılmayan dörtlü ‘çete’, bir yandan da 1960’lardaki Dean Martin ve Frank Sinatra’nın başını çektiği Rat Pack’i hatırlatıyordu.
Artık büyüdüklerini düşünen arkadaşların “Herkes başının çaresine baksın” dedikleri dizinin finalinin üzerinden yaklaşık dört yıl geçtikten sonra karşımıza gelen sinema filmi “Entourage” ise ekibi yeniden bir araya getirerek alıyor startı. ‘Menajer’ Eric (Kevin Connolly), ‘ağabey’ Johnny Drama (Kevin Dillon) ve ‘şoför’ Turtle (Jerry Ferrara), ‘yıldız’ Vince’i (Adrian Grenier) Ibiza’da ziyaret ettiklerinde hareket ve bereket de başlamış oluyor. İşi bırakıp köşesine çekilmiş olan ‘efsane menajer’ Ari Gold (Jeremy Piven) da devreye girince Voltron oluşuyor ve ‘yeni proje/yeni heyecan’ formülüyle birlikte turlamaya başlıyoruz “Entourage” aleminde.
“Entourage”, görünürde bir hikaye anlatıyor gibiyse de, aslında sadece genel bir çerçeve çiziyor ve karakterlerin arasındaki ‘çatışmalar’dan besleniyor daha çok. Mesele Hollywood olunca insan malzemesi bol tabii. Başkarakterlerin yoluna çıkan her bir bireyin ‘eksantrik’ işaretler taşıdığını söylememiz gerek. Diziden devralınan yan karakterler, kısa ve öz kompozisyonlarla hikayeciklerini tamamlarken, buradaki hikayeye özel yeni karakterler de devreye giriyor ve daha hacimli performanslar sergiliyorlar. Örneğin, filmdeki projenin finansörü (Billy Bob Thornton) ve ‘her şeye maydanoz’ oğlu (Haley Joel Osment), hikaye gereği doğal olarak diziden emanet yan karakterlerin önüne geçiyorlar.
Dizinin ve filmin yapımcısı Mark Wahlberg başta olmak üzere birçok Hollywood simasını da ‘konuk’ kimliğiyle görüyoruz “Entourage”da. Dizide de benzer bir uygulama vardı, ki seyircinin ilgisini ayakta tutan şeylerden biri de buydu. Her an bir köşeden ünlü bir ismin çıkabileceğini bilmek, ‘sıkılma’ olasılığını da sıfıra indiriyordu. Filmdeki isimler de aynı işlevi üstleniyor ve ritmin düştüğü noktalarda ‘mini hikayeler’le ilgiyi ayakta tutmayı başarıyorlar. Liam Neeson, Kelsey Grammer, Gary Busey, Jon Favreau, Andrew Dice Clay, Bob Saget, Pharrell Williams, Ed O’Neill, David Spade, Jessica Alba, George Takei gibi isimlerin filme ‘hoşluk’ kattıklarını kabul etmek lazım. Özellikle Liam Neeson bölümü epeyce keyifli. “Sinema sinemaya bakıyor” formülünün iyi işlediği bir resim ortaya koyuyor bu durum. Biraz Larry David’in “Curb Your Enthusiasm” dizisi gibi.
“Entourage” dünyasında dizinin ve filmin taşıyıcı ayakları olarak dört arkadaş görünse de, asıl yıldızın Jeremy Piven’a üç yıl üst üste Altın Küre kazandıran Ari Gold karakteri olduğunu da belirtmemiz gerek. Hollywood’un ‘insan dışı’ çarklarını en temel biçimiyle yansıtan bu karakter, Yahudilik vurgusunu da öne çıkararak enfes bir kompozisyonla karşımıza geliyor. Her şeyi ve herkesi harcayabilecek bir karakter Ari Gold, onun gazabından korkulması gerektiğini de her fırsatta net biçimde gösteriyor. Zaman zaman şaşırtıcı ‘insani’ özellikler de sergiliyor, ama karısından sonraki en büyük zaafının ‘çete’nin yıldızı Vince olduğu da aşikar. Bu da gene ‘fayda’yla açıklanabilecek bir durum tabii. Büyük ihtimalle ‘modelleme’ yapılarak çıkarılan bu karakterin kimden esinlenildiğiyse merak konusu! Ari Emanuel olduğu söyleniyor, ama bir ‘harman’dan söz etmek daha doğru sanki.
Dizi ve filmin belirleyici unsurlarından biri de tümüyle bir ‘erkek bakışı’nın egemen olması. Bu durum, haliyle ‘cinsiyetçi’ bir resim de ortaya koyuyor. Neredeyse bütün kadınların birer ‘arzu nesnesi’ olarak çizilmesi de bu vurguyu güçlendiriyor. Ancak, bunun eleştirilecek bir taraf olmasıyla birlikte, ‘eleştiri içeren’ bir durum olduğu da söylenebilir. Hollywood’un erkek egemen sisteminin hiçbir zaman değişmeyeceğine dair bir ‘yarım eleştiri’ diyelim! Bu sistemde başarıya ulaşmak için yapılabileceklerin sınırı yok belli ki, buradaki resim de sık sık bu cümleyi sarf ediyor. Bizler, salondaki koltuğa kurulup izliyoruz filmleri, ama onların özellikle yapım sürecinde ne gibi ‘pislikler’le hayat bulduklarını bilmiyoruz, bilemiyoruz. “Entourage”, komedik bir rota çizerek bize anlatmaya çalışıyor bilmediklerimizi. Başarıp başaramadığıysa muamma!
Öte yandan, iki farklı açıdan da bakıldığında bazı dezavantajları var “Entourage” filminin. İlk açıda diziyi izlemiş olanlar var, ki onların bir miktar ‘eksik’ bulabileceklerini söylemek zorundayız. Dizideki tempo ve ‘hınzırlık’ düzeyi filme aynıyla yansımıyor, aynı ‘akıl’ ortaya konmuş olsa da. İkinci açıda diziyi izlememiş olanlar var, ki onlar da karakterlere yeterince hakim olmadıkları için keyif alma problemi yaşayabilirler. Özellikle yan karakterlerin etkisine hakim olmak neredeyse imkansız filmde, eğer diziyi izlememişseniz. Başkarakterlerin çekici yol haritalarına kendimi kaptırırım, yan karakterleri dert etmem diyorsanız o başka!

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
3 Temmuz 2015 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Entourage-2
Adrian Grenier, Jeremy Piven, Kevin Connolly