Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

AMonsterWithAThousandHeads-2
Jana Raluy

BİN BAŞLI CANAVAR
(Un Monstruo de Mil Cabezas / A Monster with a Thousand Heads)
Not: 7/10
2015 Meksika, 74 dk.
Yönetmen: Rodrigo Plá
Oyuncular: Jana Raluy, Sebastián Aguirre, Hugo Albores, Emilio Echevarría, Úrsula Pruneda, Daniel Giménez Cacho, Noé Hernández
Dağıtım: M3 Film (Calinos)

URUGUAYLI sinemacı Rodrigo Plá’yı 2007 tarihli ‘sarsıcı’ filmi “Yasak Bölge”yle (La Zona) tanıyıp sevmiştik. Yönetmenin ‘toplumsal fay hatları’ üzerinde yükselen sinemasının yeni halkası “Bin Başlı Canavar” (Un Monstruo de Mil Cabezas), bir kez daha aynı oranda ‘sarsıcı’ bir öykülemeyle karşımıza geliyor. Meksika’nın, daha doğrusu dünyanın genelinin temel problemlerinden biri olan ‘bürokrasi’yle mücadele eden bir kadının dramı var hikayenin merkezinde. Buradaki bürokrasi ise ‘sağlık sigortası’ özelinde işliyor ve yeldeğirmenlerine karşı tek başına savaşmaya kalkışan kadını yerle bir edecek noktaya kadar ulaşıyor. Sistem, her ülkede olduğu gibi Meksika’da da bireyi hiçleştirmeye yönelik bir rota izliyor anlaşılan. Kadının, ağır hasta kocası için kapı kapı dolaşmak zorunda olması, her kapıda sistemden biraz daha nefret ettiriyor bizi. Sistem karşısındaki çaresizliğini başka bir yöntemle törpülemeye çalışan kadının yolculuğu, insanlığa veda etmek anlamına geliyor belki de. Her alanda ‘insan’ı odaklayan bir sistem kurmak bu kadar zor mu? Zormuş belli ki, devletlerin buna pek kafa yormadığına bakarsak. Öte yandan, Rodrigo Plá’nın ülkesi Uruguay’ın, Meksika’nın aksine bu konuda ‘iyiler’ safında yer alıyor olması da ironik!

Rams-2
Sigurður Sigurjónsson

İNATÇILAR (Hrútar / Rams)
Not: 7/10
2015 İzlanda-Danimarka-Norveç-Polonya, 93 dk.
Yönetmen: Grímur Hákonarson
Oyuncular: Sigurður Sigurjónsson, Theodór Júlíusson, Charlotte Bøving, Jón Benónýsson
Dağıtım: M3 Film (Filmartı)

NEDEN, nasıl diye sormayın, “İnatçılar”daki (Hrútar) iki kardeşin 40 yıllık husumetinin köklerine biz de vakıf değiliz zira. Yönetmen-senarist Grímur Hákonarson, bunun çok da önemli olmadığını, anlatacağı hikaye içinde küçük bir ayrıntıdan ibaret olduğunu söylüyor. Diyeceksiniz ki, “Şeytan ayrıntıda gizlidir”, ama bu filmin ‘şeytan’la falan işi yok ya da şeytanlaşmayla. İyicil referanslar eşliğinde hayat buluyor, dipsiz kuyulara dalmadan. “İlgiyi hak ediyor” gibi bir klişeyle yaklaşmak da anlamsız bu filme. Koyunlarına tutkuyla bağlı iki kardeşin hikayesi, böylesi bir kolaycılığı elinin tersiyle itecek bir derinliğe sahip. ‘Ne kadar uzak o kadar yakın’ ilişkilerini ‘koyun’ ortak paydasında buluşturan kardeşler, bu buluşmanın meyvelerini geç de olsa topluyorlar hikayede. Topladıkları meyveleri seyirciyle paylaşma konusundaysa fazlasıyla cömertler, tatlarına bakmamıza izin veriyorlar en azından. Sorular sormayı da ihmal etmiyor “İnatçılar”, insanoğluna sorular. “Neden?” diye başlıyor genellikle bunlar, “Nasıl?”dan ziyade. İki kardeş ve koyunları, hayatlarımızın merkezine koyduğumuz ‘her şey’i temsil ediyorlar bir bakıma. Sorular da bu noktada devreye giriyor. Yönetmen Grímur Hákonarson, “Neden?” diye soruyor, “Bu kısacık hayatı cenenneme çevirmek neden, sevdiklerimizin ışığıyla, onların sıcaklığıyla mutlu olabilmek varken?”

Reklamlar