Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
2016 ABD, 116 dk.
Yönetmen: Tom Ford
Oyuncular: Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shannon, Aaron Taylor-Johnson, Isla Fisher, Ellie Bamber, Armie Hammer, Karl Glusman, Robert Aramayo, Laura Linney, Andrea Riseborough, Michael Sheen

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Penceredeki Kadın / La Femme d’à Côté (1981)
Yönetmen: François Truffaut

TOM Ford’u ilk filmi “Tek Başına Bir Adam”dan (A Single Man) beri yana yakıla bekliyorduk, beklediğimize de değdi! Ve gene bir uyarlamayla karşımıza çıktı yönetmen. Austin Wright’ın eserinden uyarladığı “Gece Hayvanları”yla (Nocturnal Animals), ‘ilişkiler tarihi’nin temeline barut döşeyen kavramların başında gelen ‘intikam’la haşır neşir olmayı seçmişti bu kez. Hem de ne haşır neşir olma!
“Gece Hayvanları”, iki ayrı (‘ayrı’ yanlış kelime ama doğrusu yok!) hikayeyi harmanlayıp önümüze koyan ve buradan izleyeni ‘dağıtan’ bir sonuç çıkaran, ‘artçıl sarsıntıları’ bol bir film. Tom Ford’un “Tek Başına Bir Adam”da sergilediği yönetmenlik becerisinin bu filmde biraz daha çeşitlendiğini, zenginleştiğini, uzak deryalara açıldığını da baştan söyleyelim. Yönetmen, ilişkilerin baharını ve kışını gösterdiği bu çalışmasında, en nihayetinde ‘kara kış’a kadar uzanan bir hikaye anlatımına kucak açıyor. Bu resim, ona sunulan malzemeyi nasıl kullandığı ve nerelere çektiğiyle de ilgili biraz.
Vaktiyle birbirini çok sevmiş bir çiftin, ayrılmalarının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra yeniden ‘temas’ etmeleri üzerine kurulu bir hikaye anlatıyor “Gece Hayvanları”. Amy Adams ve Jake Gyllenhaal’un bedenlerine hapsolan bu çiftin ‘hazin’ hikayesi, araya giren yılların da etkisiyle başka bir boyuta taşınıyor. Aslında temas etmek dedik ama gerçek anlamda bir araya gelmiyor bu ikili; adamın yazdığı kitabı kadına göndermesiyle tetiklenen bir ‘rövanş’ var burada. Kitaptaki hikaye ise kadını ‘kendinden geçiren’ türden, fazlasıyla ‘çarpıcı’, onun da ötesinde ‘keskin’. Seyirci olarak biz de takip ediyoruz kitaptaki hikayeyi, orada yaşananın kıyıcılığını görüyoruz. Gördüğümüz için de kadının tepkilerini doğal karşılıyor, geçmişe dönülen noktalarda çiftin ilişkisini daha da ‘anlamlı’ bir çizgiye çekebiliyoruz.
Şunu da belirtmek gerek ki, hikayenin (intikamın) temel malzemesini oluşturan kitapta anlatılanların hiçbir önemi yok! Önemi var belki ama başka bir ‘çarpıcı’ metinle de aynı etki sağlanabilirdi. Araçsallaştırılan hikaye, sadece kadının duygularını manipüle etmeye yarıyor, onu geçmişin tozlu sayfalarında kısa bir gezintiye çıkarıyor. Dolayısıyla, kitapta yazılanlara ve orada neler yaşandığına hiç mi hiç değinmek istemiyoruz bu yazıda. Evet, o hikayede Jake Gyllenhaal, Michael Shannon ve Aaron Taylor-Johnson mükemmel performanslar sergiliyorlar, ama o metnin bize verdiği yegane şey bu, daha ötesi değil!
Buraya kadar yazdıklarımızı okuyup, “E, tamam da bu filme neden 4 yıldız verdiniz?” diye sorabilirsiniz, haklı da olursunuz. Bu soruya cevabımızsa şöyle: Bir filmi bir ‘kaynak’ olarak düşünürsek, o kaynağın bize tattırdıklarının öne çıkması gerektiğini düşünüyoruz. “Gece Hayvanları”nın tattırdıkları da aradaki kitaptan yansıyan ‘canhıraş çığlık’tan ziyade, ‘gerçek hikaye’de hissedilen ‘sessiz çığlık’ üzerine kurulu. Bir ilişkiyi sırtlanıp götürmenin zorlukları bir yana, o ilişkinin darmadağın edilmesi sonucunu doğuracak hamlelerin ‘yanıltıcılığı’ domine ediyor bu filmi. Hatalar ve günahlar, her aşkın nüvesinde önemli bir yer tutarken, onların yan etkilerine doğrultulan bir ‘silah’ gibi “Gece Hayvanları”. İntikam, kelime anlamıyla sizi itebilir, hayatların bir ‘dış etki’yle altüst edilmesi sonucunu ortaya çıkarabilir, ‘fısıldayarak’ uzaklaşmanın önüne bir set çekebilir, ama genel toplamda ‘yara’yı iyileştirme işlevi de üstlenebilir. Bu paradoks, “Gece Hayvanları”nın da ‘post’una dönüşüyor; hikayedeki çiftimizden hangisinin bu postu çıkarıp duvara ‘çırılçıplak’ çarpacağına dair bir merakla baş başa bırakıyor bizi. Bu merak, en nihayetinde bir yere getiriyor filmi, karakterleri ve bizi, ancak topluyoruz çıkarıyoruz, bir türlü neden-sonuç ilişkisinde bir yere oturtamıyoruz gelinen yeri. Ve sonra diyoruz ki, “Neden-sonuç ilişkisi kurulamayan belki de tek kavram olan aşk da bunu önceliyor zaten, gerisi hikaye”.

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
6 Ocak 2017 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

nocturnalanimals
Amy Adams

Reklamlar