Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 3/10
2017 Türkiye-İtalya, 114 dk.
Yönetmen: Ferzan Özpetek
Oyuncular: Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Mehmet Günsür, Nejat İşler, Çiğdem Selışık Onat, Zerrin Tekindor, Serra Yılmaz, Reha Özcan

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Mektup / The Letter (1997)
Yönetmen: Ali Özgentürk

FERZAN Özpetek’in cepten yeme konusunda durmaya niyeti yok belli ki! Ancak, bunu artık öyle bir aşamaya taşıdı ki, korkarız geri dönüşü olmayan noktaya gelip dayandı. Kendi romanından uyarladığı “İstanbul Kırmızısı”, yönetmenin filmografisindeki ‘en zayıf halka’ kimliğiyle tarihe geçmiş durumda. İlk filminden bu yana ‘refleks’ haline getirdiği bazı alışkanlıklarını yinelemeyi deniyor, ama ortaya ‘kafası karışık’ bir sonuç çıkarmaktan kurtaramıyor kendini. Hem de öyle kafası karışık ki, ‘gizem’ maskesi altında sunduğu hikayesini dağınıklığa hapsedip oradan bir şeyler çıkmasını umuyor.
Nejat İşler’in kadrajdan çıktığı ana kadar ‘merak’ uyandırıyor aslında “İstanbul Kırmızısı”. Halit Ergenç’in karakterinin ‘roman hazırlığı’na editörlük yapmak üzere gelmesi ve bunun ardına takılan ev halleri, nahoş bir resim ortaya koymuyor. Bir tür ‘karakterler galerisi’ içine dalacağımızın müjdecisi bu sahneler. Özpetek’in karakter derinliği konusunda sınıfta kalmayacağını da hesaba katarak tutunuyoruz bu anlara. Ama beklediğimiz gibi olmuyor sonrası, işler iyice sarpa sarıyor…
Filmin bir ‘açılma’ sağlaması gerektiği aşikarken, otobiyografik ipuçları da veren hikayeyi iyice ‘büzen’ Ferzan Özpetek, böylece karakterleri anlamamızın da önüne geçiyor. Filmi izlerken kaç kez “Neden?” diye haykırdığımızı ne siz sorun ne biz söyleyelim! Hiçbir karakterin altyapısı sağlam değil, çatırdıyor. Durum böyle olunca, peşine takılıp gideceğimiz birini bulamıyoruz, bizi hikaye içinde gezdirebilecek. Bu görevi Halit Ergenç’in karakterinin üstlenmesini bekliyoruz, ama o da öylesine ‘şaşkın’ bir görüntü içinde ki, bırakın bizi gezdirmeyi kendi yolunu bile bulamıyor hikayede, oradan oraya savrulup duruyor.
Hikaye hakkında ipucu vermek de anlamsız geliyor böyle bir film için. İyi oyuncuların ağızlarına oturmayan replikler eşliğinde çırpındıkları hikaye, ‘tempo’ sorununu unutsak bile bir şey anlatmıyor, adeta acıdan kıvranıyor. Evet, gerçek anlamda ‘acı’ da var muhteviyatında, ama bu acının dayanak noktaları çatırdıyor ve en nihayetinde yıkılıyor bina. Yönetmenin inşa etmeye çalıştığı binanın ‘güzel’ görünme niyeti taşıdığı ama ‘işlevsel’ olmadığı açık. Anlayacağınız, ‘kırmızı’ olmak güzel ama ‘kırmızıyı taşımak’ zor!
“İstanbul Kırmızısı”nın ‘eğreti’ duran o kadar çok yanı var ki, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Türkiye’nin (İstanbul’un) bütün sancılarını bir arada sunma fikri fazlasıyla oryantalist bir bakışı da peşine takıyor. İki aşk hikayesini iç içe anlatmaya çalışırken, ‘yama’ misali devreye giren ‘Kürt meselesi’ni ya da ‘aşırı milliyetçilik’i ve hatta ‘inşaat çılgınlığı’nı işaret eden sahneler, filmin zaten dağınık olan ruhunu iyice karıştırıyor, elle tutulur herhangi bir veri bırakmıyor elimizde. ‘Cumartesi Anneleri’ni de bu çorbanın içine katınca tamamen balataları sıyırıyor film, ne olduğu belirsiz bir ‘resimler toplamı’nın ötesine geçemiyor.
Ferzan Özpetek’in romanını okumadığımız için ‘şanslı’ mı saymalıyız kendimizi, yoksa filmi daha iyi değerlendirmenin önüne geçme ihtimalini düşünerek ‘şanssız’ mı, bilemedik doğrusu. Sanki birinci seçenek daha doğruymuş gibi geliyor, filmi gördükten sonra. Eğer romanın kurgusu da bu kadar dağınık ve derinliksiz işliyorsa, bize bu kadarı yeter de artar!
Ferzan Özpetek, sinemasına olan inancımızı yavaş yavaş alıyor elimizden. Aslında pek de yavaş ilerlemiyor bu yolda, her adımında arayı açıyor, uzaklaşıyor ilk döneminde oluşturduğu bütünden. Kendini tekrar ettiği dönemlerde yakındığımız filmleri bile ‘harika’ görünüyor “İstanbul Kırmızısı”nın yanında. 2007 tarihli “Bir Ömür Yetmez” (Saturno Contro) için şöyle demişiz vaktiyle: “Ferzan Özpetek’in öykü ve anlatım sınırlarının iyice daraldığını, yönetmenin yeni açılımlara ihtiyacı olduğunu belgeleyen bir çalışma.” Filme haksızlık etmişiz sanki!

Arka Pencere’nin (arkapencere.com)
3 Mart 2017 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

IstanbulKirmizisi
Tuba Büyüküstün

Reklamlar