İSTANBUL KIRMIZISI (Rosso Istanbul)

Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Not: 3/10
2017 Türkiye-İtalya, 114 dk.
Yönetmen: Ferzan Özpetek
Oyuncular: Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Mehmet Günsür, Nejat İşler, Çiğdem Selışık Onat, Zerrin Tekindor, Serra Yılmaz, Reha Özcan

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Mektup / The Letter (1997)
Yönetmen: Ali Özgentürk

FERZAN Özpetek’in cepten yeme konusunda durmaya niyeti yok belli ki! Ancak, bunu artık öyle bir aşamaya taşıdı ki, korkarız geri dönüşü olmayan noktaya gelip dayandı. Kendi romanından uyarladığı “İstanbul Kırmızısı”, yönetmenin filmografisindeki ‘en zayıf halka’ kimliğiyle tarihe geçmiş durumda. İlk filminden bu yana ‘refleks’ haline getirdiği bazı alışkanlıklarını yinelemeyi deniyor, ama ortaya ‘kafası karışık’ bir sonuç çıkarmaktan kurtaramıyor kendini. Hem de öyle kafası karışık ki, ‘gizem’ maskesi altında sunduğu hikayesini dağınıklığa hapsedip oradan bir şeyler çıkmasını umuyor.
Nejat İşler’in kadrajdan çıktığı ana kadar ‘merak’ uyandırıyor aslında “İstanbul Kırmızısı”. Halit Ergenç’in karakterinin ‘roman hazırlığı’na editörlük yapmak üzere gelmesi ve bunun ardına takılan ev halleri, nahoş bir resim ortaya koymuyor. Bir tür ‘karakterler galerisi’ içine dalacağımızın müjdecisi bu sahneler. Özpetek’in karakter derinliği konusunda sınıfta kalmayacağını da hesaba katarak tutunuyoruz bu anlara. Ama beklediğimiz gibi olmuyor sonrası, işler iyice sarpa sarıyor… Okumaya devam et

Reklamlar

NERUDA

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
2016 Şili-Arjantin-Fransa-İspanya-ABD, 107 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín
Oyuncular: Gael García Bernal, Luis Gnecco, Mercedes Morán, Emilio Gutiérrez Caba, Diego Muñoz, Alejandro Goic, Pablo Derqui, Marcelo Alonso, Alfredo Castro

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Ateşli Sabır / Ardiente Paciencia (1983)
Yönetmen: Antonio Skármeta

SOĞUMASINA izin verilmeyen, altındaki ateşe sürekli odun atılan ‘duygular’ın şairi Pablo Neruda’nın hayatının ‘en kritik’ dönemine göz dikip, oradan tam bir ‘fantastik biyografi’ çıkarmak, olsa olsa adaşı Pablo Larraín’in yapabileceği bir işti, öyle de oldu. Tabii ki Guillermo Calderón’un senaryosu ve Neruda’nın ruhu da ona sağlam destek çıkıyordu bu görevde, ama günümüzün ‘en değerli’ yönetmeni olmaya doğru giden Larraín’in temas ettiğinin ‘altın’a dönüştüğünü de kabul edip, önünde saygıyla eğilmek gerek. Baştan hakkını verelim ki ‘eksik’ kalıp dırdır etmeyelim sonra!
Edebiyatın şeklini değiştirdiği gibi, politik arenanın da önemli figürlerinden biri haline gelen Pablo Neruda’nın ‘renkli’ dünyasına adım atma cesaretini göstermek zor gerçekten de. O dünyanın içinde kaybolup gitme riski büyük zira. Ama bir adım değil, iki belki üç adım geri çekilip bakıldığında -ki Larraín öyle yapıyor- doğru bir açı bulmak mümkün. Yönetmen, “Neruda”yla öyle bir açı yakalıyor ki, bunu bir yandan ‘biyografi’ kalıpları içine sokabiliyor, diğer yandan da ‘fantastik’ bir boyutla anlamlandırabiliyoruz.
Neruda’nın ve tabii ki çevresindeki ‘seçkin komünistler’in hayata ve sokağa bakışlarındaki ‘yapaylık’tan nemalanan, bunu bir ‘uzaklaşma’ aracı olarak kullanan senaryo, “Ne kadar uzaklaşırsan o kadar anlarsın” düsturuyla hareket ediyor. Bir senatörken ‘kaçak’ pozisyonuna düşen şairin, arkadaşlarının evlerinde saklanırken bile ‘yaşama’ içgüdüsünden hiçbir şey kaybetmemesi, ‘zevk’ten elini ayağını çekmemesi, devasa bir paradoks gibi görünse de ‘mesafe’nin dikte ettiği doğruların içine çekiyor bizi. Okumaya devam et

AY IŞIĞI (Moonlight)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 8/10
2016 ABD, 111 dk.
Yönetmen: Barry Jenkins
Oyuncular: Trevante Rhodes, André Holland, Naomie Harris, Mahershala Ali, Janelle Monáe, Ashton Sanders, Jharrel Jerome, Alex Hibbert, Jaden Piner, Patrick Decile

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Çocukluk / Boyhood (2014)
Yönetmen: Richard Linklater

ÖZGÜRLEŞMEK, her insanın düşlerini süsleyen, ona ulaşmak için gemileri yakmayı göze aldığı, ‘karardığı’ her anda beklentisiyle bile ruhunu aydınlatabilen bir kavram. Ama herkese nasip olmuyor ne yazık ki! Hissetmek, beklemek, sabretmek, efor harcamak, hatta ‘dağları delmek’ gerekiyor özgürleşebilmek için. Çığlığınızın içinize gömüldüğü her dakikaya hükmediyor aslında bu kavram, peşine başkalarını da takarak. Çocukluğunuzdan itibaren yüreğinize saplanmış bir hançere dönüşüyor kimi zaman, bazen de ‘yetişkin’ yıllarınızda çekiyor sizi bol cevherli damarlarına. ‘Hafıza’nın görkemli besleyicisi ‘aşk’ ise özgürleşmenin anahtarı oluyor çoğu zaman, dimdik çıkıyor yalnızlığın karşısına. Yalıtılmış, yabancılaşmış, uzaklaşmış olsanız da tutuyor sizi, en sıcak renge, ‘mavi’ye dönüştürüyor…
Barry Jenkins, ikinci filmi “Ay Işığı”yla (Moonlight) neredeyse ‘ermiş’ bir sinemacı kıvamına ulaşıyor, bahsettiğimiz ‘özgürleşme’nin insan ruhundaki gelişimini mükemmelen aktararak. Tarell Alvin McCraney’nin metnini kendi deneyimleriyle örtüştürdüğü senaryosuyla bir ‘büyüme’ hikayesi anlatıyor temelde, ama bu hikayeye öyle dokunuşlarda bulunuyor ki, yüreğinizin ortasına çöreklenmiş duyguları açığa çıkarıyor, yıpranmış ruhunuzu ‘özgürleştiriyor’ bir bakıma. Richard Linklater’ın “Çocukluk”undan (Boyhood) Spike Lee’nin “Torbacı”sına (Clockers), oradan edebiyatın serinliğindeki Stefan Zweig harikası “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”na (Brief Einer Unbekannten) kadar uzanan bir ‘bütün’le hareket ediyor Jenkins. ‘Bilinmeyen’ bir çocuğun mektubunu okuyor bize, canhıraş çığlıkları duyulmayan, duyulması teklif bile edilemeyen. Okumaya devam et

KARANLIK YILDIZ (Dark Star)

Etiketler

, , , ,

darkstar
JOHN Carpenter’ın ilk uzun metrajlı çalışması “Karanlık Yıldız” (Dark Star), düşük bütçesi ve ‘basit’ atmosferine karşın ilgiye değer bir bilimkurgu. Beş yıl sonra “Yaratık”ı (Alien) yazacak olan Dan O’Bannon’ın da ilk senaryosu aynı zamanda.

KENDİME 20 ÖNERİ (16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


KLİK! ROCK’IN RUHANİ MANTRASI
(SHOT! The Psycho-Spiritual Mantra of Rock)

2016 ABD-İngiltere, 95 dk.
Yönetmen: Barney Clay

DAVID LYNCH: YAŞAM SANATI (David Lynch: The Art Life)
2016 ABD-Danimarka, 90 dk.
Yönetmen: Jon Nguyen

DAWSON CITY: DONMUŞ ZAMAN (Dawson City: Frozen Time)
2016 ABD, 120 dk.
Yönetmen: Bill Morrison

DENİZ KIZLARININ ŞARKISI (Córki Dancingu / The Lure)
2015 Polonya, 92 dk.
Yönetmen: Agnieszka Smoczynska

BUSTER’IN HASTA KALBİ (Buster’s Mal Heart)
2016 ABD, 96 dk.
Yönetmen: Sarah Adina Smith

GENCO
2017 Türkiye, 80 dk.
Yönetmen: Ali Kemal Çınar

DEV (Jätten / The Giant)
2016 İsveç-Danimarka, 86 dk.
Yönetmen: Johannes Nyholm

SENİ NE KADAR SEVDİĞİMİ BİR BİLSEN (Nawet Nie Wiesz,
Jak Bardzo Cie Kocham / You Have No Idea How Much I Love You)

2016 Polonya, 76 dk.
Yönetmen: Pawel Lozinski

AŞK CADISI (The Love Witch)
2016 ABD, 120 dk.
Yönetmen: Anna Biller

AŞKIN ÇEKİMİ (Their Finest)
2016 İngiltere, 117 dk.
Yönetmen: Lone Scherfig

AŞKŞARKISI (Lovesong)
2016 ABD, 84 dk.
Yönetmen: Kim So-Yong

HOLİGAN SERÇE (Hooligan Sparrow)
2016 Çin-ABD, 84 dk.
Yönetmen: Nanfu Wang

UYKUSUZ HER GECE (All These Sleepless Nights)
2016 İngiltere-Polonya, 100 dk.
Yönetmen: Michal Marczak

YIKIM BEBEKLERİ
(Disutorakushon Beibîzu / Destruction Babies)

2016 Japonya, 108 dk.
Yönetmen: Tetsuya Mariko

KARANLIK ÇÖKTÜĞÜNDE
(Dao Khanong / By the Time It Gets Dark)

2016 Tayland-Fransa-Katar-Hollanda, 105 dk.
Yönetmen: Anocha Suwichakornpong

OKULDA DENİZ KAZASI
(My Entire High School Sinking Into the Sea)

2016 ABD, 75 dk.
Yönetmen: Dash Shaw

CAMDAN ATLAR (Window Horses)
2016 Kanada, 85 dk.
Yönetmen: Ann Marie Fleming

DUDAĞININ ALTINDA (Below Her Mouth)
2016 Kanada, 94 dk.
Yönetmen: April Mullen

MAYA ANGELOU: YİNE DE AYAĞA KALKARIM
(Maya Angelou and Still I Rise)

2016 ABD, 114 dk.
Yönetmenler: Bob Hercules, Rita Coburn Whack

ANTİ-PORNO (Anchiporuno / Antiporno)
2016 Japonya, 76 dk.
Yönetmen: Sion Sono

ifistanbul2017

GECENİN KANUNU (Live by Night)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 6/10
2016 ABD, 129 dk.
Yönetmen: Ben Affleck
Oyuncular: Ben Affleck, Zoe Saldana, Sienna Miller, Elle Fanning, Chris Cooper, Brendan Gleeson, Chris Messina, Remo Girone, Robert Glenister, Matthew Maher, Miguel J. Pimentel

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Havana (1990)
Yönetmen: Sydney Pollack

SEBEPLERİ ne olursa olsun, Ben Affleck isminden ‘kıl kapılması’ adetten oldu epeydir. Evet, ‘usta’ bir aktör değil (birçokları gibi) ve belki ‘usta’ bir yönetmen de değil, ama işini pamuklara sarıp sarmalayarak yaptığı da bir gerçek!
Elimizdeki bu ‘bilgi’yle yola çıktığımızda ise ondan ‘kıl kapmak’ için bir sebep göremiyoruz. Aksine, özellikle yönetmen olarak daha çok filme imza atması gerektiğini düşünüyoruz. İnce eleyip sık dokuyan doğasının onu yönelttiği hedeflerle daha sık haşır neşir olmak istiyoruz hatta.
Neyse… Ben Affleck güzellemesi yapmak değil derdimiz tabii, ama bu konuya dair birkaç şey söylemeden de geçmek istemedik! Ve söyledik, rahatladık! Okumaya devam et

AMOK KOŞUCUSU (Stefan Zweig)

Featured

Etiketler

, , , , ,

stefanzweig
Stefan Zweig

Stefan Zweig’ın 1922 tarihli novellası ‘Amok Koşucusu’, handiyse ‘feminist’ bir metnin çıkmaz sokaklarına hapsediyor bizi, keder ve coşkuyu aynı paragrafların içine sıkıştırarak.

STEFAN Zweig’ın ‘tutku’sunu okumak, cümlelerinin arasına sıkışmış ‘özgür ruh’u açığa çıkarıp kendi ruhumuza yapıştırmak biraz da. Boyutları belirsiz bir küpte mahsur kalmanın klostrofobisinden kaçmak ne kadar zorsa, Zweig’ın metinlerindeki ‘tutku’ya kapılıp sürüklenmeden sıyrılmak da bir o kadar zor. Yağlı direğin üzerinde denize doğru koşan yarışmacı gibi, kaç adım atacağınızı bilemeden yürüyorsunuz onun yarattığı atmosferlerde, en nihayetinde düşeceğinizden emin bir şekilde. Önemli olansa düşerken alacağınız hasar; ne kadar ‘ağır’ olursa tahribat, sizin için o kadar iyi, o kadar ‘parlak’. Zweig’ın ‘hafif’ olduğunu söyleyenlere ise bir çift lafımız bile yok, onları kendi cehennemleriyle baş başa bırakmak en iyisi, en güzeli…
Yazarın 1922 tarihli novellası ‘Amok Koşucusu’ (Der Amokläufer), bahsettiğimiz ‘tutku’nun üzerimizde oluşturduğu baskıyı, önüne geçilmez baş dönmesini en iyi yansıtan metinlerden biri. 60 sayfalık bu ‘küçük’ şaheser, bir erkek ve bir kadın hikâyesi anlatıyor belki, ama geniş perspektifte ‘bir’ olmanın resmi gibi adeta. Okumaya devam et

JACKIE

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,


Not: 7/10
2016 Şili-Fransa-ABD, 100 dk.
Yönetmen: Pablo Larraín
Oyuncular: Natalie Portman, Peter Sarsgaard, Greta Gerwig, Billy Crudup, John Hurt, Richard E. Grant, Caspar Phillipson, Beth Grant, John Carroll Lynch, Max Casella

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Morg Görevlisi / Post Mortem (2010)
Yönetmen: Pablo Larraín

ŞİLİ’YE yaptıkları yetmedi, şimdi de Amerikan semalarına el attı Pablo Larraín. El attığı her hikayeye ‘özel’ dokunuşlarıyla hayat bağışlayan Şilili yönetmen, kendini ‘vicdan’ın şefkatli kucağına teslim etmiş sinemasının giderek büyüyüp devasa boyutlara ulaşmasına engel olamıyor!
‘Taşa can veren’ Pablo Larraín sineması, “Jackie”yle Amerikan tarihinin ‘gölgelerin ardına saklanmış’ vakalarından birine, Başkan John F. Kennedy’nin katledilmesine eğiliyor bu kez. Adından da anlaşılacağı gibi, ‘first lady’ Jacqueline Kennedy’nin haletiruhiyesi üzerinden kuruyor atmosferi Larraín, Noah Oppenheim’ın ‘soğukkanlı’ senaryosunun da yardımıyla. Ancak bu atmosfer, Jackie’nin yüzü ve eylemleri aracılığıyla ‘Amerikan halkı’yla kurulan bir köprüye dönüşüyor giderek. ‘Ağıt’ mı, evet, ama bu ağıttan ‘kişiye özel’ bir sonuç çıkarmıyor Larraín, bireyden yola çıkarak bütün bir ulusu kapsayan verilerle donatıyor kaynağını. Okumaya devam et

AMERICAN HONEY

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 7/10
2016 İngiltere-ABD, 163 dk.
Yönetmen: Andrea Arnold
Oyuncular: Sasha Lane, Shia LaBeouf, Riley Keough, McCaul Lombardi, Arielle Holmes, Crystal B. Ice, Verronikah Ezell, Chad McKenzie Cox, Garry Howell, Kenneth Kory Tucker, Raymond Coalson, Isaiah Stone, Will Patton

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Akvaryum / Fish Tank (2009)
Yönetmen: Andrea Arnold

STAR ve Jake… Bir süpermarkette kesişen yolları, onları ‘kırık bir aşk hikâyesi’nin anti-kahramanlarına dönüştürüyor. Gençliğin kararsızlığı, delişmenliği, hırçınlığı, keşfetme iştahı ve kendini bulma arayışıyla çıktıkları yol, ‘iki âşık’ı gelgitli bir aşkın ‘kirli ama saf’ doğasına hapsederken, öte yandan da ‘çürümüş kapitalizm’in dikte ettiği ‘rüya’nın içine bir ok gibi fırlatıyor. Bu ‘şimşek’ hızındaki penetrasyon, kapitalizmin dengesini bozuyor ama yıkamıyor; rüyanın yanıltıcılığına darbe indiriyor ama sürekliliğine zarar veremiyor, ne yazık ki. Ancak, ‘umut’ hep kapıda bekliyor bu aşkın çıktığı yolda ve finalde kendini iyice açık ediyor, âşıkların yüzüne gülüyor…
Elinde avucunda ne varsa ortaya döken bir yönetmen Andrea Arnold. Memleketi İngiltere’den kopup gelen ve özellikle “Akvaryum”la (Fish Tank) ‘birey’ (kadın birey) olmanın derslerini veren sinemacı, yukarıdaki paragrafta ‘hissiyat’ını vermeye çalıştığımız “American Honey” ile Yeni Dünya’nın ‘yolunu bulamayan’ gençliğine uzatıyor şefkatli (aynı zamanda acımasız) elini. Bir minibüsün içinde ‘Amerikan Rüyası’nı arşınlayan gençlerin serüveni, yalnızca ‘genç olmak’ üzerine bir hikâye değil kuşkusuz; arka planda arzıendam eden coğrafyanın kustuğu Amerikan halkının da serüveni bu aslında. Okumaya devam et

GECE HAYVANLARI (Nocturnal Animals)

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,


Not: 9/10
2016 ABD, 116 dk.
Yönetmen: Tom Ford
Oyuncular: Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shannon, Aaron Taylor-Johnson, Isla Fisher, Ellie Bamber, Armie Hammer, Karl Glusman, Robert Aramayo, Laura Linney, Andrea Riseborough, Michael Sheen

BU FİLMİ SEVDİYSEN BUNU DA GÖR!
Penceredeki Kadın / La Femme d’à Côté (1981)
Yönetmen: François Truffaut

TOM Ford’u ilk filmi “Tek Başına Bir Adam”dan (A Single Man) beri yana yakıla bekliyorduk, beklediğimize de değdi! Ve gene bir uyarlamayla karşımıza çıktı yönetmen. Austin Wright’ın eserinden uyarladığı “Gece Hayvanları”yla (Nocturnal Animals), ‘ilişkiler tarihi’nin temeline barut döşeyen kavramların başında gelen ‘intikam’la haşır neşir olmayı seçmişti bu kez. Hem de ne haşır neşir olma!
“Gece Hayvanları”, iki ayrı (‘ayrı’ yanlış kelime ama doğrusu yok!) hikayeyi harmanlayıp önümüze koyan ve buradan izleyeni ‘dağıtan’ bir sonuç çıkaran, ‘artçıl sarsıntıları’ bol bir film. Tom Ford’un “Tek Başına Bir Adam”da sergilediği yönetmenlik becerisinin bu filmde biraz daha çeşitlendiğini, zenginleştiğini, uzak deryalara açıldığını da baştan söyleyelim. Yönetmen, ilişkilerin baharını ve kışını gösterdiği bu çalışmasında, en nihayetinde ‘kara kış’a kadar uzanan bir hikaye anlatımına kucak açıyor. Bu resim, ona sunulan malzemeyi nasıl kullandığı ve nerelere çektiğiyle de ilgili biraz. Okumaya devam et